close
Ama İyi YedikAvrupaYunanistan

Eşanlamlılar: Kavala – Dedeağaç – Selanik Yeme İçme

Konumuz edebiyat değil ama ben ne yapayım? Yunan mutfağı ile yemeklerimiz çok eşanlamlı ki, Türk mutfağı ile bildiğiniz aynı. Rakı dediğiniz uzo, Türk kahvesi dediğiniz Greek coffee. Meze, ara sıcak derken bu liste daha uzar gider. Bütün bu eşanlamlıları denediğimiz Kavala, Dedeağaç ve Selanik yeme içme maceramız tam aşağıdaki gibi oldu.

Yunan mutfağını keşfetmek için güneşli bir Mart cumartesisi araba ile çıktığımız yolda sınırı geçer geçmez ilk bakmaya başladığım şey Kavala kurabiyesini nereden alabileceğimdi. Detaylı araştırmalardan sonra Kavala’ya 15-20 dk uzaklıktaki Nea Karvali’yi buldum.

Nea Karvali

Kavala, Dedeağaç ve Selanik yeme içme maceramızdaki ilk durak Ege kıyılarımızda rastlayabileceğiniz Nea Karvali deniz kıyısında sade bir köy, aslında biraz Kavala’nın yazlık yeri gibi duruyor. Hedefimiz, rivayete göre Kavala kurabiyesini yapan en eski ailelerden biri olan İOAKİMİDİS’in yaptığı kurabiyeleri bulmaktı. Köyün biraz dışında bir dinlenme tesisi gibi bir yerde, benzinliğin yanında kendisini bulduk.

İOAKİMİDİS (Sıcak çay yanında Kavala kurabiyesini hediye eden yer)

İçeri girdiğimizde şoka girdik çünkü Kavala kurabiyesini sade hali ile bulmak mümkün değildi! Ballı – çikolatalı – narlı vs vs o kadar çok çeşit vardı ki bir an orjinali yiyemeden gideceğim diye endişelendim. Neyseki bu endişem güler yüzü ve çatpat Türkçesi ile bana kurabiye ikram eden tatlı amca ve uzattığı sıcak çayı sayesinde ortadan kalktı. Gerçekten daha önce yediklerimden farklı, daha gevrek ve daha az şekerli bir kurabiyeydi.

Bence araba ile gidiyorsanız ve yolunuzun üzerindeyse buraya bir uğrayın derim. Hem Selanik yolunda bir mola vermiş olursunuz, hem de kurabiye yersiniz.

selanik yeme içme

Niğde-Aksaraylı Börekçi Yorgo (Hayır yanlış okumadınız)

Nea Karvali Niğde – Aksaray bölgesine göç vermiş ve göç almış bir yer. Bunun etkilerini de çoğu yerde görüyorsunuz. Yorgo Amca da Niğde’den gelmiş Rum bir ailenin oğlu.

Sabah tatlı yediğimiz için kendimiz kahvaltı yapmamış sayan gezenkafa gezginleri kendimizi Yorgo Amca’nın börek tezgahına zor attık. Beyaz Peynirli – Ispanaklı ve Kıymalı olmak üzere 3 çeşit börek söyledik. Kıymalı için özellikle domuz eti olmadığını vurguladı. Peynirli ve ıspanaklı normaldi bence ama kıymalı’da ilginç baharatlar vardı öyle ki kendimizi midye dolma yiyiyor gibi hissettik. Aslında popüler bir diğer çeşit tatlı börekmiş. Ama biraz önce tatlı yediğimiz için biz bu alternatifi pas geçtik.

Yunanistan’ın en güzel yanlarından biri her yerde bildiğimiz demleme çay olmasıydı. Burada ikinci çayımızı içip yolumuza devam ettik.

Kahvatltımız 5,5 € tuttu. (3 kişi olduğunu hatırlatmak isterim…)

Ata’mızın Doğduğu Şehir: Selanik

Selanik yeme içme için duyduğum en genel şey (ve en doğrusu) en kötü yerin bile çok iyi olduğuydu. Gerçekten doğru, kendimi o anlamda çok rahat hissettim. Biz geldiğimiz saat ve yolda yediğimiz yemekler itibariyle çok çok aç değildik ama kendimizi adeta İzmir’in kopyası olan sahile atınca o hareketliliğin, o uzo kokusunun, o tepsilerde dolanan mezelerin bizi resmen kendine çektiğini fark ettik.

Selanik yeme içme: İsmini yazamadığım ilk göz ağrım 

Tabii ki latin alfabesinin olmadığı bir yerde ciddi bir bocalama söz konusu oluyor. O yüzden aşağıda ismini gördüğünüz ve adresini yazdığım yere ilk göz ağrım dedim. Sıra sıra dizili yerler arasından burayı seçmemizin nedeni içerden gelen buzuki sesiydi. Oldukça modern döşenmiş hatta barda da yemek yiyebildiğiniz ferah bir mekandı.

İngilizce menü ve ingilizce bilen garsonların olması çok önemli bunun altını çizeyim.

Yediklerimize gelince; biz ortaya paylaşımlı şeyler söyledik. (Acı biberli Feta Peyniri – ızgara kalamar – ızgara midye ve kabak mücver) Zaten Yunanistan’ın neresine giderseniz gidin inanılmaz ama inanılmaz büyük porsiyonlarda geliyor herşey.  Yanına da daha önce hiç denemediğimiz Yunan şarabı Retsina içtik. Retsina yumuşak içimli ve yarı tatlı beyaz şarap. Uzo’ya alternatif arıyorsanız mutlaka deneyin. 3 kişi 5oo ml. içtik gayet yeterli geldi.

Yemekleri ne kadar lezzetli, taze olduğunu söylememe gerek yok sanırım. 3kişi bu 4 çeşit meze ve yarım litre şarap için toplam 30 € ödedik. Bu arada tatlılar ikramdı.

Adres: Leof Nikis Caddesi No:15

Terkenlis (Baklavacı – Revanici – Tulumbacı)

Kültürlerimizin benzerliğine attığı her adımda şaşıran ben Selanik’in en eski pastanelerinden birine girince küçük dilimi yuttum çünkü pastanede resmen şerbetli tatlılar köşesi vardı. O bölümden kaçarak geniş tatlı vitrininden bir adet ‘Thessaloniki Traditional Cream Filled Pastry’ denedim. Meali şu:

  1. Baklava hamurlarına kafi derecede şerbet dökülmüş.
  2. Ama o kadar kafi ki o şerbet içinizi almıyor, baklavayı tam ayarında çıtırlıkla yumuşaklık arasında bırakıyor.
  3. Soğukluğu buzdolabından yeni çıkmış.
  4. İçinde malzemesi çalınmamış az şekerli bir pastacı kreması var. Yani bence pastacı kreması değil ama ben öyle tarif edeyim.

Ben bu klasmanda böyle birşey yemedim. Gerçekten fotoğrafını çekerken bile yavaştan aldım böyle birşey olduğunu görüntüsünden tahmin bile edemezdim. ‘Selanik’e gittim 1 saatim var ne yapayım?’ derseniz sadece bunu yiyin gelin derim.

Tatlının küçük boyu 2.60 € / büyük boyu 4.30 €

Palati (Her türlü kına düğün organizasyonu yapılır.)

Palati Selanik’in meşhur, oraların Nevizade Sokağı diyebileceğimiz Ladadika’da yer alan, 2 katlı geleneksel bir Yunan Tavernası. Selanik yeme içme denince geleneksel bir Yunan tavernasını es geçmek olmazdı tabii ki. Bu anlamda Palati, benim gelmeden önce özellikle araştırdığım bir yerdi. Çünkü Yunanistan’a ikinci gelişi olan biri olarak eğlenceli bir yunan tavernası deneyimi yaşamak istiyordum.

Fix menü yok, ingilizce menüden masanızı keyifle donatabilirsiniz. Müzik saat 21:00 gibi başlıyor, siz uzonuzla ufak ufak mezeleri didiklerken önce alt grup diyebileceğimiz bir orkestra ve güzel sesli bir kadın vokal çıkıyor. Siz ara sıcaklara geçtiğinizde de mekan saat 22:00 gibi kalabalıklaşıyor.

Hem turistlerin hem de lokallarin olduğu bir yer ki o gece şansımıza ön masalarda hep lokaller vardı keyiflerince sirtaki oynadılar.

Yemekler lezzetliydi, günün yorgunluğu şerefine masamızı bu sefer donattık. Benim en favori mezem olan kabak kızartma – kalamak kızartma – sosta pişirilmiş midye – fava (masada ayrı bir şekile karıştırıp servis ediyorlar, mutlaka deneyin) – patlıcan salatası ve domates&feta peyniri ve soğandan oluşan Greek Salad söyledik. Yanina da 35’lik bir nevi Türk rakısı olan uzo açtık.

Tatlı tabağı ikram olarak geldi yine. Bütün bunlar 3 kişi için toplam 60 € tuttu. Maalesef bizim ülkemizde böyle bir yemek yeseniz ortalama kişi başı 150 TL ödersiniz, üzerine aç kaldığınızla kalırsınız. Önceden bir araştırmak isterseniz şuradan internet sitesini inceleyebilirsiniz.

Müzik ve yemek birlikte çok güzel gidiyordu ki üzerine saat 22:30 civarı esas oğlan çıktı. Yani mekanın gerçek sanatçısı. Peki ne söyledi dersiniz? Tabii ki ‘Aaa ben bunu biliyorum’, ‘Aaa bu Sezen Aksu’nun şarkısı değil mi?’ dediğimiz çeşitli Türkçe şarkıları. Haliyle kendisi sahneden Yunancasını biz de oturduğumuz yerden Türkçesini söyleyince çok eğlendik, kadehler kaldırdık, kalktık oynadık. Farklı dillerimiz olsa da Türkiye’den kilometrelerce uzakta olsak da bizi birbirimize bağlayan geçmişimizin ortak değerlerine tutunduk. Bir ara Türkçe ‘Mavi mavi masmavi, gözleri boncuk mavi’ ye bağladı, o derece.

selanik yeme içme

 

Mezelerden meze beğenin

Selanik yeme içme denince tabii akla çeşit çeşit meze geliyor.  Meze konusunda benim denediğim bu iki yerde çok daha fazlası vardı. Ama bizim deneyimleme şansımız mide kapasitemiz ile doğru orantılı olduğu için çok merak etsem de Sempriko, O Kipos Tou Thermaikou ve Full Tou Meze deneyemedik.

Bugün Günlerden Estrella

Selanik yeme içme deneyimimizde ikinci günün sabahında daha Selanik’e gitme planım olmadan methini duyduğum, listeye alınca daha varmadan ne yiyeceğimi seçtiğim bir kahvaltıcıydı Estrella. Kendisi iki katlı, sade tasarımlı binası ile Pazar sabahı bizi kapsının önünde bir kuyruk ile karşıladı. Maalesef rezervasyon almıyorlar.

Menüsü çok çeşitli ama nutella ve bougatsa kreması denilen beyaz bir kremaya bulanmış kruvasanları ile ünlü. Mezelerdeki büyük porsiyon alışkanlığı buraya da sıçramış. O kruvasan ile göz göze gelip porsiyonu görüp ‘kurban bayramında danaya ortak olanlar’ gibi hemen arkadaşlarınıza bakmak istiyorsunuz. Zira tek başına yenmesi intihar.

Konumuzdan sapmadan menüye gelirsek: Kruvasanlar – bageller – çeşit çeşit yumurtalar ve omletler – waffle’lar – pancakeler ve Thessaloniki koulouri yani simit üstü harika karışımlar var.

Bizim tercihimiz bu simitli karşımlardan yana oldu. Breakfast Pizza Thessaloniki koulouri üstü avokado, shriracha (bir çeşit acı sos), krem şeklinde feta peyniri ve iki göz yumurta! Simit aslında bizim bildiğimiz öz hakiki simitti. Ama tabii ki teoride! Pratikte bizim çıtır çıtır susamlı simitlerimizin yanından bile geçmez. Ancak tabağın geneline baktığınızda lezzetine doyum olmazdı hakkını yemeyeyim.

Ortaya pancake’lerden penut butter, jelly ve berry seçtik. Gerçekten kruvasan ile pancake arasında çok gittik geldik, hala da gidip geliyorum.

Yanına 3 kahve ile ödediğimiz toplam tutar 30 € oldu.

Bu arada sırtınızı Estrella’ya verip Pavlou Mela Caddesi boyunca yürürseniz orada da harika keşfedebileceğiniz yerler var (mesela Spoon) benden söylemesi.

Greek Coffee’den greek falı bakılmıyor!

Bu önemli bir husus çünkü aslında gerçek olan kahvenin telvesi az. Greek coffee aslında bildiğimiz Türk kahvesi. Selanik’te bence özel yapan bir yer yok. Sunum kısmını biraz zengin tutuyorlar mekandan mekana o fark edebilir sadece.

Biz Leof Nikis Caddesi üzerinde (White Tower arkanızda deniz solunuzda olacak şekilde ilerlerseniz) sıra sıra dizili cafelerden birine oturduk. Sunumları gerçekten zengindi; kahveler bakır cezvelerde geliyor siz masada dolduruyorsunuz. Yanında su-lokum-kurabiye-kek ve benzeri bilimum unlu mamül de ikram ediliyor. Ne ikram ederlerse etsinler kahvenin telvesi az kardeşim onu fark ederiz.

…ve diğerleri….

Selanik yeme içme için bir hafta sonu yetersiz kalsa da şehri görmek için fazlasıyla yeterli. Hem midemiz dolu olduğundan hem de özel bir ulusal gün olması nedeni ile çoğu mekanın kapalı olmasından aşağıdaki yerleri deneyemedik:

iHeart : Oldukça popüler, gidilesi bir kahveciymiş.

TOMS : TOMS bildiğimiz TOMS ayakkabılarının mağazasının cafe hali. Oradan aldığınız her kahve yine bir yardım kuruluşuna gidiyor. Bayılıyorum adamlara!

FYC : Burası aslında Frozen Yogurt Cafe, özellikle yaz günleri fresh bir kaçamak olabilir.

Köftelerce Dedeağaç yani Alexandrapoli

Sınıra 30 dk uzaklıkta olan Alexandrapoli ve uydusu Makri’nin, aslında çok sevgili beyaz yakalı çevremizin son zamanlarda sıklıkla kaçtığı bir yer olduğunu fark ettik. Sınıra yakınlığının yanısıra, oldukça popüler olan gece hayatı bizi merakta bıraksa da biz kendisini köftesi için ziyaret ettik.

Kanavidis 1974

Tekirdağ’ın meşhur köftesini bir yere park edelim. O güzel o ayrı…bu daha bir ayrı. Mekan salaşlıktan ölecek bir kere, tabak yok hatta bence yüz bulsalar çatal, bıçak da olmayacak. Köfte siparişlerini adetle veriyorsunuz ve üzerine limon sıkarak yiyorsunuz.

Garip bir baharatı var ya da etin farklılığı (domuz eti değildi) ama yedirdi kendisini. Klasik köfte gibi değildi sonuç olarak. Yanına dana sosis de söyledik ve aşağıdaki gibi bir görüntü ortaya çıktı. Biz çok mutlu ayrıldık.

Toplam 11,5 € ödedik.

Yunanistan’ın her yerinde benzer bir kültürle karşılaşacağımı ümit ediyorum. Gerçekten bu kadar lezzetin bu kadar ucuz olması adil değil. Yazdığım tüm hesapların üç kişilik olduğunu tekrardan belirtmeyim. Bu yaz sık sık Yunanistan’a kaçmayı planlıyorum.

Antio…

Tags : AlexandrapoliDedeağaçEstrellaKanavidisKavalaNea KarvaliPaletiSelanikSelanik yeme içme rehberiUzoYunan mutfağıyunanistan
travelbakery

The author travelbakery

1 Yorum

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.