close

Avrupa

Avrupa kıtası ile ilgili yazılar bu kategoriye.

AvrupaGezi İpuçlarıİzlanda

İzlanda’da Araba Kullanmak | Kiralamak

İzlanda Yollar

Bir İzlanda seyahati planlıyorsanız ve adanın etrafını dolaşmak istiyorsanız bunu yapmanın en ideal yolu araba kiralamak olacaktır. Yurtdışında çeşitli yerlerde araba kiralamak ve kullanmak ile ilgili deneyimlerimi daha önceden anlatmıştım ancak İzlanda’ya apayrı bir parantez açmak lazım. Ben kiralamamı kışın yaptığım için zaman zaman korkunç bir deneyim olsa da hangi mevsim giderseniz gidin İzlanda’da Araba Kullanmak ile birlikte bir sürücü olarak daha önceden dünyanın herhangi bir yerinde tecrübe etmediğiniz birçok ilki deneyimleyeceksiniz.

İzlanda'da Araba Kullanmak

İzlanda’da Araba Kiralamak

İlk olarak kolay kısım olan İzlanda’da araba kiralamak ile başlayalım. İzlanda son yıllarda oldukça turistik bir yer haline dönüştüğü için Keflavik Uluslararası Havalimanında araba kiralama firmaları bir hayli fazla. Burada tanındık uluslararası araç kiralama firmaları ile birlikte Lava Car Rental gibi yerel ve bu işi gerçekten iyi yapan firmalar da mevcut. Yerel bir aile şirketi olan Lava Car Rental, İzlanda’da araç kiralama konusunda en iyi firmalardan biri olarak öne çıkmakta. Zaten Google ve Trustpilot’ta da yapılan binlerce yorum bu konuda ne kadar iyi olduklarını gösteriyor. Burada geniş araç seçenekleri ile birlikte campervan da kiralama fırsatınız bulunuyor. Eğer araç kiralarken konaklama derdini de halletmek isterseniz campervan seçenekleri tam size göre olabilir. 

Tüm araç kiralama firmalarında küçük araçlardan 4×4 SUV’lere kadar seçenekler mevcut. Programınıza ve mevsime göre istediğinizi seçebilirsiniz. Ancak programınızda F-Road diye geçen Highland yolları var ise 4×4 bir araç kiralamanız gerekmekte. F-Road’lar kısaca dağlık bölgelere ulaşmak için kullanılan toprak ve çakıl yollardan oluşan, zaman zaman nehir geçişlerinin olduğu yollar ve 4×4 araçlar dışında bu yollara girmek kesinlikle yasak. Ayrıca bu yollar yaz dönemi açık oluyor. Genellikle Haziran sonunda açılan yollar hava izin verdiği sürece 3-4 ay boyunca açık kalıyorlar. 

İzlanda’ya kışın gidecekseniz de genel olarak 4×4 araç kiralamanız önerilmekte. Ben de hava şartlarından biraz korktuğum için tercihimi bu yönde yaptım ve 4×4 Kia Sportage kiraladım. Aslında yol tutuşu aracın 4×4 olmasından çok kar lastikleri ile ilgili, ama o rüzgarda büyük ağır bir araç yolda güven veriyor. Gerçi zaman zaman yollar o kadar kötü bir hale geliyor ki ben o arabada bile çoğu zaman güvensiz hissettim.

Son olarak, araç kiralarken sigorta seçeneklerinden bahsedeyim. Yukarıda bahsettiğim firmalarda genel sigorta araç kiralama fiyatına dahil olsa da herhangi bir hasar durumunda araç modeline göre ortalama 360.000 ISK civarı bir sorumluluk bedeli oluyor. (Yaklaşık 92.000 TL) İzlanda’da herhangi bir kaza geçirmeseniz bile doğanın aracınıza çizik vb. hasarlar vermesi çok olası, o nedenle ben bu yükün altına girmemek için sorumluluk bedelini düşüren sigortalar seçmenizi öneririm. Özellikle Güney İzlanda’ya gidecekler için Sand And Ash (Kum ve Kül) sigortası, çakıl yollardan geçecekseniz ise Gravel Protection olarak geçen lastikten seken çakılların verdiği zararları koruyan sigortayı kiralamanıza eklemenizi öneririm. 

İzlanda’da Benzin Almak

İzlanda’da benzin istasyonları self servis. Avrupa’nın genelinde olduğu gibi benzininizi doldurmak için herhangi biri çalışmıyor, siz makineyi kullanarak işleminizi yapıyorsunuz. Burada dikkatinizi çekmek istediğim tek bir konu var.

Makineleri kullanırken ilk yapmanız gereken benzin alacağınız tutarı seçmek. Karşınıza 1000 ISK, 2000 ISK, 4000 ISK vb gibi seçenekler çıkıyor. Siz tutarı seçtiğinizde kartınızdan o miktara bloke koyuyor. Eğer seçtiğiniz tutarın tamamını doldurdu iseniz hiçbir sıkıntı yok, ancak deponuz doldu ve seçtiğiniz tutara hala erişemedi iseniz işleminiz sonlanıyor ve bloke olan tutardan arda kalan kısım kartınıza iade oluyor. Ancak burada bankaların iade süreci vs derken bloke olan tutarın birkaç gün sonra kartınıza yansıdığı için eğer sürekli fazla tutar seçerseniz kart limitinizden önemli bir kısım bloke kalabilir. İzlanda’da benzinin litresi 315 kron civarı, yani örneğin 40 litre deposu olan bir araca benzin doldururken yarım depo alıyorsanız 5000, 6000 ISK gibi seçenekleri seçmeniz en ideali olacaktır. Bu arada, aman doğru benzin tipini seçtiğinizden emin olun.

Yukarıda da bahsettiğim gibi benzinin litresi ortalama 315kron (motorin, dizel aynı), yani yaklaşık 80 TL. 40 litrelik bir depo 3.200 TL gibi bir tutara doluyor. İzlanda’da özellikle Route 1 üzerinde gezerken göreceğiniz iki benzinci arasında 100’lerce kilometre mesafe olabilir. O nedenle benzin ibresi biraz düşmeye başladığı vakit önerim hiç riske girmeden az az doldurmanız. 

İzlanda’da Araba Kullanmak

Yazının en önemli kısmını sona sakladım. İzlanda’da araba kullanmak dünyanın herhangi bir coğrafyasında araba kullanmaktan çok farklı olabilir. Evet, öyle trafik tersten falan akmıyor belki ama bu el değmemiş gibi gözüken adada doğanın insandan üstün olduğunu her yerde hissediyorsunuz. Özellikle kışın veya rüzgarlı havalarda araba kullanmak gerçekten her zamankinden daha fazla dikkat istiyor. Biraz da korkutuyor ne yalan söyleyeyim, ama tüm o korkuya değdiğine emin olabilirsiniz.

Öncelikle özellikle Kuzey Işıkları için kışın tercih edilen İzlanda’da kışın araba kullanmak ile ilgili bir video paylaşacağım, videoda yazan uyarıların çevirilerini alta ekledim.

Iceland – Winter Driving from Team BCI on Vimeo.

  1. Yola çıkmadan önce her zaman yol koşullarını kontrol edin ve rotanızdan emin olun.
  2. Kışın gün ışığı saatleri az ve karanlıkta araba kullanmak yorucu, planınızı buna göre yapın.
  3. Görüş mesafesi kısıtlı ise yavaşlayın,  ancak asla yolun ortasında durmayın. 
  4. Diğer araçların da güvenliğini düşünün, verdiğiniz her kararın bir sonucu olacaktır.
  5. Ne zaman pes edip geri döneceğinizi bilin ve güvenli olana kadar bekleyin. 
  6. Yolun keyfini çıkarmayı unutmayın.

Evinize anılar götürün, pişmanlıklar değil. 

Evet, yukarıda bahsettiğim gibi videoda gördükleriniz korkutucu değil mi? Ben bu videoyu gitmeden önce izlemiştim ve burada sanki en kötü durumları betimlemişler gibi gelmişti, o nedenle o kadar da kötü olmaz diyerek çok üzerinde durmamıştım. Ancak deneyimledikten sonra hava şartlarının genel olarak böyle olduğunu gördüm. Hiç tecrübe etmemişler için çok stresli, o yüzden böyle bir havada araba kullanmaya cesaret edemeyecek gibiyseniz hiç o strese girmeden İzlanda’daki birçok turdan birini seçebilirsiniz.

Ek olarak, 1 numaralı uyarıda bahsi geçen yol koşullarını ve havayı kontrol etmek için en.vedur.is, road.is, safetravel.is gibi siteleri kullanabilirsiniz. Bu konuda insanları bilgilendirmekte gerçekten çok iyiler.

Gelelim İzlanda’da araba kullanmak ile ilgili temel kurallara:

Hız Sınırı

İzlanda’nın yolları öyle hız yapmaya elverişli yollar değil. Zaten Reykjavik etrafı dışında çok şeritli yol bile görmeniz imkansız gibi. Şehir içinde 50 km olan hız sınırı, Gravel Roads dedikleri çakıl yollarda 80 km, şehir dışında kalan ana yollarda ise 90 km. Kışın gidiyorsanız zaten 90 km’yi pek geçmeye cesaret edemeyeceksiniz ama yazın da hız yapmamanızı öneririm. Çünkü Izlanda’da hız cezaları bir hayli yüksek. 

Bu işareti görüyorsanız biraz sonra kamera hız kontrolü yapacak demektir. Hızınıza ekstra dikkat etmenizde fayda var.

Emniyet Kemeri 

‘Lütfen emniyet kemerinizi takınız.’ Diye uyarmama gerek yok aslında ama İzlanda’da ön koltuk veya arka koltuk fark etmeksizin araçta bulunan herkesin emniyet kemeri bağlaması zorunlu. Eğer çocuğunuz var ise onun da yaşına uygun çocuk koltuğu ve kemer ile seyahat etmesi gerekiyor.

Farlar

Gündüz veya gece fark etmeksizin İzlanda’da farlarınız her zaman açık olmalı. 

Yol Dışı Araç Kullanmak

Off-Road driving dedikleri belirli yolların dışına çıkarak araç kullanmak kesinlikle yasak.

Highlands – F-Roads

Eğer programınıza adanın iç kısımlarını, dağlık bölgelerini ekledi ise ne mutlu size. Harika manzalarla karşılaşacaksınız. Ancak buralara gitmeyi planlıyorsanız kesinlikle 4×4 araç kiralamalısınız. F-Road diye geçen yollara 4×4 araçlar dışında girilmesi kesinlikle yasak ve büyük cezaları bulunmakta.

Yoldaki Hayvanlar

İzlanda’da Araba Kullanmak dediğimde büyük ihtimalle böyle bir uyarı beklemiyordunuz. Kışın hiç olmasalar da özellikle yazın Route 1 üzerinde seyahat ederken bir koyun sürüsü ile karşılaşmanız çok olası. Bu durumda dikkatli bir şekilde yavaşlayıp hayvanların yoldan çıkmasını beklemelisiniz. İzlanda’da eğer yolda giderken bir hayvana çarpıp zarar verirseniz, o hayvanın ücretini sahibine ödemek zorundasınız. Ancak ücretinden çok bir hayvana zarar vermenin vicdanen yükü daha fazla tabii. O nedenle lütfen dikkat.

Tek Şerit Köprüler & Tüneller

Route 1 üzerinde, özellikle Güney İzlanda’da karşılaşacağınız tek şeritli köprüler aslında tam adı gibi. Köprü üzerinde tek bir şerit var ve sadece tek bir yönde geçiş yapılabiliyor. Buradaki temel kural köprüye gelirken hafiften yavaşlayarak kontrol etmek ve araç yoksa geçmek. Eğer araç var ise köprünün ucuna ilk önce hangi araç geldi ise onun geçme önceliği var. Karşıdan gelen araç geçtikten sonra köprüde herhangi bir araç yoksa yola devam edebilirsiniz. Bir kibarlık göstergesi olarak bekleyen araca elle küçük bir teşekkür etmek adetten. 

Blindhead

Blindhead’ler kabaca bir çeviri ile kör tepeler aşağıda gördüğünüz işarette olduğu gibi aslında çok açık. Bir tepeye yaklaşıyorsunuz ve yolun geri kalan kısmı da yokuş aşağı olduğu için tepenin ötesinde ne var görünmüyor. Bu durumlarda dikkatli olarak hızımızı azaltmakta fayda var.

Navigasyona Her Zaman Güvenmeyin

Evet, İzlanda’da iseniz navigasyon da sizi yanıltabilir. Genellikle en kısa yolu gösteren navigasyonların önerdiği rotalardaki yollar, İzlanda’daki güncel yol durumlarını bilmediği için kapalı olabilir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız onca yolu geri dönmek zorunda kalabileceğinizden yola çıkmadan navigasyonun geçtiği yolların durumunu road.is sitesinden kontrol edip rotanızı gerekirse yol durumlarına göre düzenleyin.

Buzlu Yollar

İzlanda’da Araba Kullanmak özellikle kışın korutucu ve stresli bir işe dönüşüyor. Kış dönemi çoğunlukla karşılaşacağınız buzlu yollarda ekstra bir dikkat gerekiyor. Özellikle ani frenler veya viraja hızlı girişler buz üzerinde bir anda araca hakimiyetinizi kaybettirebilir.

Rüzgar Olayı

İzlanda’da benim hiçbir yerde görmediğim bir rüzgar var. Zaman zaman 100 km’yi aşan hızıyla araçları bile yerinden oynatan bir rüzgar. Özellikle buzlu da bir yol var ise düz giderken bile rüzgar sayesinde hafif hafif şerit değiştirtebiliyor. Ayrıca yazın sürekli yola kum ve kül gibi şeyleri uçuran rüzgar kışın etraftaki karları uçuruyor. Bu nedenle hiç yağış olmasa bile bazen görüşünüz sıfıra inebiliyor.

Paralı Yollar

İzlanda’da bir tane paralı geçiş yapılan tünel bulunmakta. Tünel Akureyri’den doğuya doğru giderken Akureyri – Myvatn arasında 7 km’lik bir uzunlukta. Şayet tünelden geçecekseniz geçmeden 3 saat öncesi veya geçtikten sonra 3 saat sonrasına kadar tunnel.is adresine girip plakanızı girerek ödeme yapmanız gerekiyor. Tünelden tek geçiş ücreti 1.500 ISK. Gidiş dönüş iki kere geçecekseniz iki kere ödeme yapmalısınız. Eğer ödeme yapmazsanız tünel geçiş ücreti 2.500 ISK olarak araç kiralama firmanıza gidiyor ve işlem ücreti vb. Ücretler de eklenerek 6.500 ISK civarı cezalı geçiş tutarı ödemek zorunda kalıyorsunuz. 

İzlanda'da Araba Kullanmak 2

İzlanda’da Araba Kullanmak ve Kiralamak hakkında aklıma gelen her şeyi paylaşmaya çalıştım. Eğer sorularınız var ise yorumlara beklerim.

Videonun sonundaki uyarıyı unutmayalım: Evinize anılar götürün, pişmanlıklar değil.

Keyifli seyahatler.

Yurtdışında araba kullanmak ve kiralamak üzerine diğer deneyimlerim için aşağıdaki yazıları okuyabilirsiniz:

 

Daha Fazla
AvrupaFransaGezi Planları

Paris’ten (Yarı) Günübirlik: Giverny Gezi Rehberi

FullSizeRender

Paris’ten günübirlik daha doğrusu yarı günübirlik diyebileceğimiz bir gezi önerisi ile geldik bu sefer. Giverny, okunuşu ile Ciiverniiii Paris’ten 1 saatlik bir yolculuk ile ulaşabileceğiniz, ünlü Fransız ressam Claude Monet’in evine ve bahçelerine ev sahipliği yapan ufak bir kasaba. Biz de bu rehberde, bu şirin kasabanın hakkını vermeye çalışıp Paris’ten nasıl ulaşılır, nereler gezilir gibi konulara açıklık getirelim istedik. O zaman haydi, let’s go Giverny.

Paris’ten Giverny’e Nasıl Gidilir?

Elbetteki ilk hedefimiz Giverny’e varabilmek. Burada karşımıza birkaç farklı seçenek çıkıyor:

  • Tren + Otobüs: Giverny’e giden direk bir tren hattı yok. Ancak Paris Saint-Lazare istasyonundan Vernon’a giden trenlere binerek Vernon istasyonunun dışında bekleyen Giverny otobüslerine binebilir ve yaklaşık bir buçuk saatlik bir sürede Giverny’e ulaşabilirsiniz.
  • Araç İle: En rahat seçeneklerden biri Paris’ten bir günlük araç kiralamak ve araçla gitmek olacaktır. Yaklaşık 82 km sürecek bir yolculuktan sonra aracınızı kasabanın hemen dışındaki otoparklara bırakabilir ve Giverny’i keşfe başlayabilirsiniz.
  • Turlar İle: Her fırsatta tur sevmediğimi dile getirsem de Giverny’e gitmek için en iyi seçeneklerden biri de Paris şehir merkezinden kalkan turlar. Seçenek olarak hem self-guided, hem rehberli gibi birçok seçenek mevcut. Eğer tur sadece benim ulaşımımı sağlasın, orada kendim gezeyim kafam rahat olsun derseniz self-guided bir tur ideal olabilir. Hem tur ücretlerine genellikle Monet’in evi ve bahçeleri biletleri de dahil oluyor.

Giverny’e Ne Zaman Gidilir?

Sizi tutacak değiliz, elbette dilediğiniz zaman gidebilirsiniz. Ancak bir Giverny seyahati planlıyor iseniz muhtemelen Monet’in evini ve bahçelerini gezmek istediğiniz için gidiyorsunuzdur. Bu durumda seyahatinizi Mart sonu Kasım başı arasındaki bir döneme getirmekte fayda var, çünkü kış sezonu Monet’in evi ve bahçeleri ziyarete kapalı oluyor. 2024 yılı için söyleyecek olursak Monet’in evi 29 Mart ile 1 Kasım arası ziyarete açık.

Giverny’de Gezilecek Görülecek Yerler

Yazının burasına kadar geldi iseniz Giverny’de gezilecek görülecek yerleri az çok anlamışsınızdır. Ancak bu konuyu biraz daha da detaylandıralım istedik, işte Giverny’de görmeniz gereken yerler.

Claude Monet’in Evi ve Bahçeleri

Giverny’nin bu kadar turist çekmesinin ana nedeni olan Claude Monet’in evi ve bahçeleri bu şirin küçük kasabaya gelme sebebinizin ta kendisi olmalı. Monet, en ünlü eserlerinden olan “Nilüferler” serisini yarattığı bu kasabaya 1.883 yılında yerleşmiş. Ziyaretiniz sırasında Monet’in evinin içini gezebilir ve sanatçının yaşamından kesitleri inceleyerek yaşamına dair birçok ipucu edinebilirsiniz.

Claude Monet’in Evi

Evin bahçe bölümü ise doğaseverleri kendine aşık edecek güzellikte. Monet’in bahçeleri Japon köprüleri, nülüferlerle dolu göletler ve rengarenk çiçeklerle birlikte sanatçının nelerden ilham aldığını tam manasıyla gözler önüne seriyor. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında çiçeklerin en güzel olduğu dönemde bahçeler kendinizi tam anlamıyla Monet’in bir tablosundaymış gibi hissetmenizi sağlayacak.

Giverny’e ne zaman gidilir kısmında belirttik ancak burayı ziyaret etmek istiyorsanız kış sezonu harici bir dönemde gelmeniz gerek. Açılış tarihlerini kontrol etmek için https://www.giverny.org/gardens/ adresine gidebilir ve biletinizi online alabilirsiniz. Bilet fiyatları 13 €, online alırsanız bu tutara bir de 1.45 € gibi bir işlem ücreti ekleniyor. Özellikle yoğun olan dönemlerde biletlerinizi önceden online olarak almanızı öneririz, sonra kapısına kadar gidip dönmek üzücü olacaktır.

Musée des Impressionnismes (İzlenimcilik Müzesi)

Monet’in evini gezdikten sonra birkaç dakika yürüyerek izlenimcilik akımına daha geniş bir bakış açısı sunan bu müzeyi gezebilirsiniz. Oldukça küçük (Paris’teki müzelerden sonra minnak desek yeridir.) ve gezmesi kolay bir müze olduğu için çok fazla vaktinizi almayacaktır. Bu nedenle ufak bir vaktiniz var ise seyahatinize rahatça ekleyebilirsiniz. Müzede aynı zamanda düzenli olarak geçici sergiler de oluyor, bu nedenle ziyaretiniz sırasında bu sergilerden birine denk gelmeniz olası.

Müzeye giriş 13 €, seyahatinizi önceden planlamak isterseniz resmi sitesine giderek biletinizi online alabilirsiniz. Aynı Monet’in evinde olduğu gibi müze kış dönemi ziyarete kapalı maalesef. Ancak ziyaretiniz Pazar gününe denk geliyor ise bazı Pazar günleri ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Ücretsiz giriş olan günlerin takvimi için şuraya bir tık.

Giverny Kasabası

Monet’in evini gezip İzlenimcilik Müzesi’ni de turladıktan sonra aslında kasabada yapılacak pek de bir şey kalmıyor. Ancak bu şirin kasabanın sokaklarında yürürken taş evler ve çiçek bahçeleri sizi kendisine çekmeye devam edecek. Kasaba doğa ile iç içe olduğu için burada huzurlu doğa yürüyüşleri de yapabileceğinizi belirtelim.

Aynı zamanda köy içerisinde bulunan cafe’lerde mola vererek kasabanın tadını biraz daha çıkarabilirsiniz.

İşte böyle. Ufak mı ufak, şirin mi şirin bu kasabada “Vay beeee, ben de böyle yerde yaşasam ben de ressam olurdum.” diyeceksinizdir muhtemelen. O iş öyle olmuyor olsa da gene de bir gününüzü burada geçirmek sizi Monet’in tablolarından birindeymişsiniz gibi hissettirecek. Bu sebeple, eğer vaktiniz varsa Paris’ten günübirlik yapabileceğiniz en güzel rotalardan biri olan Giverny’i kaçırmayın deriz.

Daha Fazla
AvrupaFransaGezi Planları

Paris’ten Günübirlik: Versay Sarayı Gezi Rehberi

Versay Sarayı

Paris’in hareketli sokaklarını yeterince aşındırdıktan sonra eğer hala vaktiniz var ise Paris’ten günübirlik yapabileceğiniz ve tarihin ihtişamlı sayfalarını aralayacağınız çok güzel bir önerimiz var. Paris’ten günübirlik yapılacak en keyifli gezilerden biri olan Versay Sarayı (Château de Versailles), ekstra gününüzü değerlendirmek için çok ideal bir kaçış noktası. Fransız barok mimarisi, görkemli saray odaları ve geniş bahçeleriyle Versay Sarayı’na Paris’ten kısa bir seyahatle ulaşabilir ve Paris seyahatinizi daha da derinleştirebilirsiniz.

Peki Versay Sarayı’na nasıl giderim diye mi düşünüyorsunuz? Hiç endişelenmeyin, bu yazımızda Versay Sarayı’na nasıl gidilir, bilet nasıl alınır ve sarayda görülmesi gereken yerler nelerdir gibi soruların tüm yanıtlarını vereceğiz.

Paris ile ilgili önceki yazılarımız için;

Paris Gezi Rehberi 2023 – Bir Daha Ne Zaman Gidiyoruz?

Paris’in Gizli Kalan Yerleri – Paris Gezi Rehberi

Paris şehrinde bir konaklama tesisi arıyorsanız şuraya bir tık.

Versay

Paris’ten Versay Sarayı’na Nasıl Gidilir?

Versay Sarayı, Paris’in sadece 20 kilometre batısında yer alıyor ve ulaşımı oldukça kolay. Buraya birkaç farklı yöntemle ulaşmak mümkün.

  • RER C Treni: En popüler ve rahat ulaşım aracı, RER C tren hattı. Paris’in merkezinde bulunan Saint-Michel-Notre-Dame veya Champ de Mars – Tour Eiffel istasyonlarından bineceğiniz trenle, yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuk yaparak Versailles Château – Rive Gauche istasyonuna varabilirsiniz. Tek yön tren biletleri 4,10 €. Biletleri direk istasyonlardaki makinelerden alabilirsiniz.
  • Otobüs ve Turlar: Alternatif olarak, Paris’ten kalkan otobüs turlarına katılabilir ya da organize turlarla saraya rahat kafanız rahat bir şekilde ulaşabilirsiniz. Ancak daha esnek bir program yapmak istiyorsanız kendi başınıza gitmenizi öneririz.
  • Taksi veya Uber: Eğer maddi olarak çok bir kısıtınız yok ise elbette taksi de bir seçenek. Ancak 100€ üstü bir maliyetle karşı kaşıya kalacağınızı baştan söyleyelim.

Versay Sarayı Biletleri Nereden Alınır?

Versay Sarayı biletlerinizi girişte alabilirsiniz ancak yoğun dönemlerde bilet kalmaması ve gişe önündeki uzun kuyruklardan kaçınmak için biletinizi önceden online olarak almanız şiddetle tavsiye edilir. Özellikle yaz aylarında büyük kalabalıklar olabiliyor. Biletlere bakmak için sarayın resmi sitesini ziyaret edebilirsiniz. Gezeceğiniz noktalara göre farklı tip biletler olsa da sarayın her bölgesine giriş sağlayan Passport tipi bilet ücreti 32 €.

Eğer Paris’te birkaç gün daha geçirmeyi planlıyorsanız, Paris Museum Pass alarak, Versay Sarayı’nın yanı sıra birçok müzeye daha uygun fiyatlarla giriş yapabilirsiniz.

Versay Sarayı Gezilecek Yerler: Görkemli Bir Dünyaya Yolculuk

Versay Sarayı, ihtişamlı iç mekanları ve devasa bahçeleri ile sizi tam anlamıyla büyüleyecek. Sarayın içini, bahçelerini ve çevresindeki önemli yapıları gezmek için en azından 5-6 saatinizi ayırmanızı öneririz. Bu 5-6 saat sonrasında ayaklarınız size biraz küfredebilir ama inanın buna değecek. İşte Versay Sarayı’nda gezilecek yerler:

1. Aynalar Galerisi (Galerie des Glaces)

Versay Sarayı’nın en etkileyici bölümlerinden biri olan Aynalar Galerisi, doğal ışık ve devasa aynalarla kaplı dekorasyonu ile öne çıkıyor. Kral XIV. Louis’in yabancı devlet adamlarını ağırladığı bu galeride, 1919 yılında Versay Antlaşması imzalanarak I. Dünya Savaşı sona erdirilmiş.

Aynalar Galerisi (Galerie des Glaces)

2. Kraliyet Daireleri (Grands Appartements)

Kral XIV. Louis ve Marie Antoinette’in yaşamış olduğu Kraliyet Daireleri, sarayın zarif dekorasyonunu en iyi yansıtan yerlerden biri. Kralın yatak odası, dinlenme salonu ve Marie Antoinette’in özel yaşam alanları, ihtişamlı Fransız dekorasyonunun en güzel örnekleri arasında yer alıyor.

Kraliyet Daireleri (Grands Appartements)

3. 3. Versay Bahçeleri (Jardins de Versailles)

Versay Sarayı Bahçeleri, yaklaşık 800 hektarlık devasa bir alanı kaplıyor. Bahçelerde yer alan Latona Çeşmesi ve Apollo Havuzu gibi barok mimarinin şaheserleri adeta bir görsel şölen. Bahçelerin geometrik düzenlemesi, heykelleri ve çeşmeleri ile sizi bir açık hava müzesindeymişsiniz gibi hissettirecek. Özellikle yaz aylarında yapılan Müzikal Çeşme Gösterileri, bahçeleri gezerken tarihin içinde gibi hissetmenizi sağlayacaktır.

Versay Bahçeleri (Jardins de Versailles)

4. Büyük ve Küçük Trianon Sarayları (Grand Trianon & Petit Trianon)

Inception misali saray içinde saray olarak bize sarayception hissi yaratan Büyük ve Küçük Trianon, Versay Sarayı arazisinde bulunan ve kralın özel zaman geçirmek için kullandığı yapılardır. Marie Antoinette’in kendine ait bir dünya kurduğu Petit Trianon, saraydan uzakta biraz huzur bulmak isteyenlerin favorisi olabilir.

5. Marie Antoinette’in Hamlet’i (Hameau de la Reine)

Marie Antoinette’in Fransız köy hayatına olan merakından esinlenerek yaptırdığı bu alan, sarayın en farklı bölümlerinden biridir. Burada küçük evler, değirmenler ve köy yaşamını yansıtan yapılar bulunur. Marie Antoinette’in kendini sıradan bir köylü gibi hissetmek için kullandığı bu alan, sarayın ihtişamının yanında daha sade bir güzellik sunar.

Marie Antoinette'in Hamlet'i (Hameau de la Reine)

Versay Sarayı’nı Gezerken İpuçları

  • Erken Saatte Gitmeye Özen Gösterin: Versay Sarayı, özellikle yaz aylarında oldukça kalabalık olabilir. Sabah erken saatlerde orada olmanız, daha rahat gezmenizi sağlayacaktır.
  • Sesli Rehber Kullanın: Sarayın tarihini ve mimarisini daha iyi anlayabilmek için sesli rehber kiralamak isteyebilirsiniz.
  • Yanınızda su ve atıştırmalık getirin: Sarayın bahçeleri oldukça büyük olduğu için dolaşırken yeterince yorulacaksınız, her ne kadar ufak tefek büfe & restoran tarzı bir şeyler olsa da yanınıza bir şeyler getirmeniz faydanıza olacaktır.

Uzun lafın kısası; Paris’te bir gününüzü Versay Sarayı’na ayırmak, hem tarih hem de doğayla iç içe eşsiz bir deneyim sunacaktır. Sabahın erken saatlerinde sarayı keşfetmeye başlayarak, hem bahçeleri hem de Trianon Sarayları’nı rahatça gezebilir, ardından Paris’e dönerek şehrin tadını çıkarmaya devam edebilirsiniz. Versay Sarayı, ihtişamlı yapısıyla büyüleyici bir gün geçirmek için mükemmel bir seçenek.

Daha Fazla
AvrupaGezi Planlarıİzlanda

İzlanda 103 – Güney İzlanda Gezi Rehberi

Güney İzlanda

İzlanda yazı serimizde bugünkü konuğumuz Güney İzlanda. Daha önceki yazılarımızda İzlanda’ya genel bir giriş yaptıktan sonra Golden Circle rotası ile ilgili bilgilerimizi paylaşmıştık. Eğer Golden Circle rotasını tamamladıysanız, bir sonraki durak olarak Güney İzlanda’nın büyüleyici doğası sizleri bekliyor. O halde haydi, Güney İzlanda Gezi Rehberi başlasın!

Eğer bir İzlanda seyahati planlıyorsanız, bu rehbere geçmeden önce yazdığımız diğer İzlanda yazılarını da incelemenizi öneririz:

İzlanda 101 – Gitmeden Önce Bilinmesi Gerekenler

İzlanda 102 – Golden Circle Rotası

İzlanda’da Araba Kullanmak ve Kiralamak

İzlanda içerisinde konaklama tesisi arıyorsanız şuraya bir tık.

Güney İzlanda Derken Tam Olarak Neresi?

Haritaya baktığımızda, Güney İzlanda’yı kısaca Selfoss ile Höfn arasında kalan bölge olarak tanımlayabiliriz. Bu bölgede dünyaca ünlü şelaleler, buzullar, siyah kumlu plajlar ve buzul gölleri gibi doğa harikaları yer alıyor. Dünya üzerinde başka bir coğrafyada görmenin zor olduğu bu yerler, Güney İzlanda’nın en çekici noktaları arasında.

Ne Kadar Vakit Ayırmalı?

Güney İzlanda turu için ne kadar vakit ayırmanız gerektiği, tamamen yapacağınız aktivitelere bağlı. Ancak bu bölgeyi keşfetmek için en az 3 gecelik bir konaklama planlamanızı öneririm. İzlanda rotanızın genel akışına göre geziye nereden başlayacağınızı belirleyebilirsiniz.

Güney İzlanda’ya Ne Zaman Gitmeli?

İzlanda’ya hangi mevsimde gitmek gerektiğini İzlanda 101 – Gitmeden Önce Bilinmesi Gerekenler yazımızda detaylıca ele almıştık. Her mevsim yapılabilecek bir rota olsa da, kış aylarında hava şartlarının zorlu olabileceğini unutmayın. Eğer kışın seyahat edecekseniz, 4×4 bir araç kiralamanızı şiddetle tavsiye ederim. İzlanda hava durumu için https://en.vedur.is/ gibi sitelerden güncel bilgileri takip etmekte fayda var.

Güney İzlanda Gezi Rehberi: Görülmesi Gereken Yerler

Seljalandsfoss Şelalesi

İzlanda ile ilgili her yazımızda en az bir kere bahsi geçiyor olduğu için sanıyorum artık biliyoruz, İzlanda bir şelale cenneti. Bu şelalelerin en güzellerinden biri de Seljalandsfoss.  60 metre yükseklikten akan suyu ile birlikte Seljalandsfoss’un en büyüleyici özelliklerinden biri, arkasından yürüyebilecek bir yürüyüş yolu olması. Eğer burada yürümeye karar verirseniz bir hayli kaygan bir zeminle karşı karşıya olacağınızı ve hatrı sayılır bir şekilde ıslanacağınızı göz önünde bulundurmanızı öneririz.

Seljalandsfoss

Skógafoss Şelalesi

Skógafoss, İzlanda’nın en büyük ve etkileyici şelalelerinden biri. Güçlü su akışı ve genişliği ile büyüleyici bir görüntü sunan Skógafoss’un tepesine çıkıp manzarayı izleyebileceğiniz bir merdiven yolu da bulunuyor.

Skógafoss Şelalesi

Sólheimasandur Uçak Enkazı

1973 yılında ABD donanmasına ait bir uçağın zorunlu iniş yaptığı bu bölge, bugün İzlanda’nın en ikonik turistik noktalarından biri. Sólheimasandur uçak enkazına gitmek için ya shuttle kullanabilir ya da 4 km’lik yolu yürüyebilirsiniz. Yürüyüş rotası olarak oldukça düz ve zorlayıcı bir rota olmamasına rağmen İzlanda’nın meşhur rüzgarlarına maruz kalabileceğiniz ve sizi bir hayli zorlayabilecek bir yürüyüş olabilir.

Sólheimasandur Uçak Enkazı

Dyrhólaey

Dyrhólaey, devasa kaya kemeriyle Güney İzlanda’nın en güzel doğal manzaralarından birine sahip bir yarımada. Bu bölge aynı zamanda kuş gözlemciliği için oldukça popüler. Yaz aylarında puffin kuşları için de bir yaşam alanı sunan bu yer, doğa severlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir bölge.

Reynisfjara Siyah Kum Plajı

Dünyaca ünlü Reynisfjara Siyah Kum Plajı, volkanik kumları ve bazalt sütunları ile tanınıyor. Bu plaj, güzelliği kadar tehlikeli dalgaları ile de bilinir. Bu yüzden güvenlik uyarılarına dikkat etmekte fayda var.

Reynisfjara Siyah Kum Plajı

Vik Kasabası

Güney İzlanda’da gezilecek görülecek yerlerin tam ortasında olması nedeniyle Vik kasabası zamanla turistik açıdan bir hayli gelişmiş. Kasabanın yüksek bir kesiminde yer alan Vik Kilisesi’nden kasabanın ve Atlantik okyanusunun harika manzarasını izlemeden dönmemek gerekiyor. Birçok popüler turistik noktanın ortasında olan bu kasaba konaklama için ideal bir lokasyon.

Buradan Reynisfjara, Dyrhólaey, Solheimasandur Uçak Enkazı gibi yerlere rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Vik Kasabası

Lava Show in Vík

İlk bakışta çok fazla turistik aktivite gibi gözükse de İzlanda seyahatim boyunca beni en çok etkileyen deneyimlerden biri Lava Show oldu. Kısaca özetlemek gerekirse yanardağlar ve İzlanda’daki yanardağ patlamaları geçmişi ile ilgili bilgi alarak erimiş bir lavın önünüzden akışını ve lav’ın karakteristik özelliklerini deneyimleyebildiğiniz değişik bir şov. İlk Vik’te kurulmuş olsa da şu anda Reykjavik’te de bir lokasyonları bulunuyor, bence programınız doğrultusunda kesinlikle seyahatinize eklemelisiniz.

Lava Show’u incelemek ve biletler için şuraya bir tık.

Svartifoss

Vatnajökull Ulusal Parkı içerisinde bulunan Svartifoss, siyah bazalt sütunlarıyla İzlanda’nın en sıradışı şelalelerinden biri. Buraya ulaşmak için yaklaşık 1.5 km’lik bir yürüyüş yapmanız gerekiyor.

Svínafellsjökull Buzulu

Güney İzlanda seyatatinin en heyecanlı adımlarından biri için Vatnajökull Buzulu’nun bir parçası olan Svínafellsjökull’a gidiyoruz. Burada çeşitli tur şirketleri ile buzul yürüyüşü ve buz mağarası yürüyüşü yapabilir hayatınızda belki de bir kez tecrübe edebileceğiniz bir deneyim yaşayabilirsiniz.

Biz tur için Tröll Expeditions’u seçmiştik, eğer incelemek isterseniz linklerini şuraya bırakıyorum: https://troll.is/ice-caves-in-iceland/ice-cave-tours/skaftafell-blue-ice-cave-glacier-hike/

Jökulsárlón Buzul Lagünü

İzlanda şu ana kadar sizi büyülemedi ise bu durakta kesin büyüleyecektir. Vatnajökull Buzulu’ndan kopan devasa buz parçalarının erimesiyle oluşmuş olan bu buzul lagünü, büyüleyici bir manzara ile sizi karşılayacak. Suyun üzerinde yüzen buzuldan kopmuş koca buz kütleleri gerçekten büyüleyici ve her gidişinizde sizi farklı bir manzara karşılayacak. Karadan bakmak yetmez ise bot turları ile bu buzulların görkemini daha yakından görebilirsiniz.

Jökulsárlón Buzul Lagünü

Diamond Beach

Jökulsárlón’dan kopan buz parçalarının kıyıya vurması ile birlikte siyah kumların üzerinde parça parça irili ufaklı buzların adeta kristal gibi gözüktüğü bu plaj, Güney İzlanda Gezi Rehberi için atlanmaması gereken noktalardan biridir. Özellikle gün doğumu ve gün batımında, ışığın bu buz kütleleri üzerindeki yansıması büyüleyici bir görüntü oluşturur.

Diamond Beach

Höfn

Güney İzlanda’nın doğu tarafında bulunan bu kasaba eğer Ring Road’dan kuzeye doğru devam edecek iseniz konaklama için ideal olabilir. Bu küçük balıkçı kasabası özellikle Jökulsárlón ve Vatnajökull’a yakınlığı nedeniyle zamanla turistlerin uğrak noktası olmuş.

Höfn, ayrıca İzlanda ıstakozu (langoustine) ile ünlüdür ve burada deniz ürünleri restoranlarında taze ıstakozun tadına bakabilirsiniz. Kasaba, her yıl düzenlenen İzlanda Istakoz Festivali ile de gastronomi meraklılarını kendine çeker.

Güney İzlanda Gezi Rehberi: Konaklama

Güney İzlanda Gezi Rehberi içerisindeki durakları gezebilmek için 3-4 gecelik bir konaklama ihtiyacınız olacaktır. Rotanızın devamına göre Vik, Kalkafell veya Höfn gibi lokasyonlarda konaklamanız bu planı gerçekleştirmek için ideal olacaktır. Bizim bu turu yaparken kaldığımız ve önerebileceğimiz iki tesisi aşağıda paylaşıyorum:

The Barn: Normalde bir hostel de olsa özel konaklama birimleri de mevcut. Vik kasabasına yakın bir konumda, Reynisfjara plajına ise 5 dakikalık bir uzaklıkta. Tesisi incelemek ve rezervasyon için şuraya bir tık.

Fosshotel Nupar: Fosshotel, İzlanda genelinde bilindik bir otel zinciri. Skaftafell ve Jökulsárlón gezilerinizde, eğer Ring Road’dan devam etmeyecek ve Vik yönüne doğru geri dönecekseniz konaklamak için ideal bir nokta. Otelin lokasyonu, etrafında başka hiçbir tesisin olmaması özellikle kuzey ışığı sezonunda geceleri Kuzey Işıkları‘nı odanızdan görebilme şansı veriyor. Tesisi incelemek ve rezervasyon için şuraya bir tık.

Fosshotel Nupar

Güney İzlanda Gezi Rehberi: Yeme İçme

Güney İzlanda’da sizi aç bırakacak değildik elbette. İzlanda’da dolaşırken genel olarak yeme içmeyi arabada veya konakladığınız yerde yapmayı tercih edebilirsiniz. Çünkü etrafta gerçekten de çok fazla bir şey yok. Ancak Güney İzlanda, turistik olarak ünlü bir bölge olduğu için özellikle Vik kasabasında güzel birkaç nokta bulabilmek mümkün.

The Soup Company

Vik kasabasında Lava Show ile aynı tesis içerisinde yer alan The Soup Company, siyah somun ekmek içerisinde servis ettikleri Lava Soup ile ünlü olmuş. Çorbanızı bitirince eğer hala doymadı iseniz ücretsiz tekrar dolum talep edebiliyorsunuz.

Black Crust Pizzeria

Vik’te alternatif bir yemek seçeneği arıyorsanız, Black Crust Pizzeria‘yı deneyebilirsiniz. Siyah pizza hamuru ile ünlü bu mekan, pizza severler için harika bir mola noktası.

Black Crust Pizzeria

Skool Beans micro roaster… and sometimes a cat!

İzlanda’da, yokluğun hemen yanı başında gezerken kahveciniz yok zannetmeyin. Bu ufak eski okul otobüsünden çevrilme kahveci Vik civarlarında iseniz, İzlanda’nın soğuğunda sıcak bir kahve veya sıcak çikolata molası vermek için ideal.

Skool Beans

Fancy Sheep

Jökulsárlón’a gittiniz ve karnınız acıktı ise otopark alanında bulunan bir foodtruck olan Fancy Sheep’te güzel bir fish & chips yiyebilirsiniz.

Güney İzlanda Seyahatiniz İçin Son Notlar

Güney İzlanda’da gezilecek yerler o kadar fazla ki, gezi planınızı yaparken önceliklerinizi belirlemeniz önemli. İster şelaleleri keşfedin, ister buzullar üzerinde yürüyüş yapın, bu bölge her türlü doğa sever için bir cennet. Siz de Güney İzlanda Gezi Rehberi ile ilgili önerilerinizi ve deneyimlerinizi yorumlarda paylaşın!

Daha Fazla
AvrupaFransaGezi İpuçlarıGezi Planları

Paris’in Gizli Kalan Yerleri – Paris Gezi Rehberi

Paris

Paris, dünyanın en ikonik şehirlerinden biri. Son bir senedir üçüncü kez Paris’e gitme şansı bulunca, artık bu sefer klasik turistik atraksiyonlar yerine biraz gizli kalan, orada yaşayanlar dışında turistlerin çok bilemeyeceği noktalara odaklanmak istedim. Bu konuyu araştırırken birçok blog yazısı okudum ve işim gereği son zamanlarda sıkça haşır neşir olduğum ChatGPT’den de öneriler aldım. Şimdi, bu büyülü şehrin turist kalabalığından uzak gizli hazineleri neler, gelin birlikte bakalım.

Öncelikle; Paris’e ilk kez gidiyorsanız ve turistik görevlerinizi yerinize getirerek şehirle tanışmak istiyorsanız Paris ile ilgili bir önceki yazımız tam size göre: Paris Gezi Rehberi 2023 – Bir Daha Ne Zaman Gidiyoruz?

Paris şehrinde bir konaklama tesisi arıyorsanız şuraya bir tık.

1. Passage des Panoramas: Paris’in Gizemli Geçidi

Güne, 1799 yılında inşa edilen ve günümüze kadar ulaşan Passage des Panoramas ile başlıyoruz. Paris’in ilk kapalı pasajlarından biri olan bu geçit, nostaljik havası ve küçük dükkanları ile dikkat çekiyor. Antikacılar, eski kitapçılar ve geleneksel Fransız restoranları ile dolu olan bu yer pek fazla turistik olarak bilinmediği için nispeten sakin bir nokta. Ayrıca burada Certified Cafe adında, Paris içerisinde denediğim en güzel kahvelerden birine sahip olan bir kafe ve Paris’in en iyi kahvelerinden birini burada deneyimleyebilirsiniz.

Passage des Panoramas

2. Parc des Buttes-Chaumont: Şehrin Yeşil Vahası

Paris’in şehir merkezinde Tuileries Garden, Luxembourg Garden gibi gezerken yorgunluğunuzu atabileceğiniz güzel parklar bulunuyor. Ancak bu parklar hem turistik noktalara yakınlığı hem de merkezi konumu nedeniyle bir hayli kalabalık olabiliyor. Bu durumda şehir merkezinden biraz daha uzaklaşmak ve sakin bir hava almak isterseniz Parc des Buttes-Chaumont sizin için biçilmiş kaftan. Şehrin yüksek bir noktasına kurulmuş, doğal güzellikleri ile dikka çeken bu park yeşilin her bir tonunu barındırıyor. Burada güzel manzalar eşliğinde yürüyüş yapabilir, gölet etrafında dinlenebilir ve Paris şehrinde nispeten nadir olan sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz.

By Clem from Paris, France – Passerelle suspendue, CC BY-SA 2.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=34206146

3. La Campagne à Paris: Şehrin Köy Havası

Paris’in 20. bölgesinde yer alan La Campagne à Paris, şehrin ortasında adeta küçük bir Avrupa köyü gibi hissettiren, sakin bir yerleşim bölgesidir. Dar sokakları ve rengarenk evleriyle bu semt, Paris’in gizli kalmış köşelerinden biridir. Paris gezilecek yerler listenize bu sevimli köy atmosferini ekleyebilirsiniz.

Par Ralf.treinen — Travail personnel, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=16013855

4. Musée de la Vie Romantique: Paris’in Romantik Yüzü

Paris gezi rehberi denince akla Louvre ve Orsay müzeleri gelir, ancak Musée de la Vie Romantique daha az bilinen, ancak romantik ruhuyla dikkat çeken bir müzedir. Ressam Ary Scheffer’in eski evi olan bu müze, 19. yüzyıl romantizmine adanmış eserlerle doludur. Ayrıca müzenin gizli bahçesinde sakin bir kahve molası verebilirsiniz.
Not: Müze restorasyon çalışmaları nedeniyle Mart 2026’ya kadar kapalıdır.

5. Rue Crémieux: Paris’in En Renkli Sokağı

Paris’in 12. bölgesinde yer alan Rue Crémieux, pastel renklerdeki evleriyle tanınır. Bu sokak zamanında işçi evleri olarak inşa edilmiş olsa da, günümüzde Instagram severler için popüler bir fotoğraf noktası haline gelmiştir. Eğer yakınlardaysanız, bu renkli sokakta bir fotoğraf molası vermeyi unutmayın.

Rue Crémieux

6. Promenade Plantée: Paris’in Yükseltilmiş Bahçesi

Paris’te doğa ile iç içe uzun bir yürüyüş yapmak istiyorsanız, Promenade Plantée sizin için ideal bir rota olacaktır. Eski bir demiryolu hattı üzerine kurulan bu yürüyüş yolu, şehrin merkezinde uzanır ve doğayla iç içe bir deneyim sunar. Bu 4.5 kilometrelik parkur, yerel halk arasında daha popüler ve turist kalabalıklarından uzak bir nokta olarak öne çıkıyor.

7. Canal Saint-Martin: Romantik Bir Yürüyüş Rotası

Canal Saint-Martin, Paris’te biraz daha sakin ve romantik bir yürüyüş yapmak isteyenler için mükemmel bir destinasyondur. Kanal boyunca yürüyüş yapabilir ve çevresindeki kafelerde keyifli molalar verebilirsiniz.

8. Atelier des Lumières: Dijital Sanat Deneyimi

Sanata ilginiz varsa, Atelier des Lumières mutlaka Paris gezinizde yer alması gereken bir durak. Eski bir dökümhaneden dönüştürülen bu mekanda, dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini dijital projeksiyonlarla devasa duvarlarda izleyebilirsiniz. Van Gogh, Klimt gibi sanatçıların eserleri dijital ortamda canlanarak ziyaretçilere unutulmaz bir sanat deneyimi sunuyor.

9. Le Marché des Enfants Rouges: Paris’in Gizli Lezzet Durağı

Paris’in en eski kapalı pazarı olan Le Marché des Enfants Rouges, özellikle gastronomi meraklıları için gizli bir cennet. 1600’lü yıllarda kurulan bu pazar, farklı kültürlerden lezzetleri deneme imkanı sunuyor.

Par besopha — Le marché, CC BY 2.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=50531052

Son Söz

Paris, her köşesinde başka hikayeler barındıran eşsiz bir şehir. İlk ziyaretinizde elbette ki meşhur turistik görevlerinizi yerine getirmek isteyebilirsiniz. Ancak bu yazımızda belirttiğimiz gizli yerleri keşfetmek, şehri çok daha derin bir şekilde deneyimlemenizi sağlayacak ve sizi biraz daha “Parisian” yapacak. Bir sonraki Paris seyahatinizde bu noktaları listenize eklemeyi unutmayın. Bu Paris Gezi Rehberi ile unutulmaz bir keşif yapacaksınız!

Daha Fazla
Avrupaİzlanda

İzlanda 102 – Golden Circle Rotası

Thingvellir National Park

İzlanda Golden Circle rotası, İzlanda’nın en ünlü rotalarından biri. İzlanda Golden Circle rotasını adanın etrafını tümüyle dolanan Ring Road ile karıştırmamak gerekiyor. Bu rota, başkent Reykjavik’ten başlayıp günübirlikte ufak bir daire çizerek tekrardan Reykjavik’te bitirebileceğiniz ve İzlanda’nın en ikonik güzelliklerini içeren bir rota. Hadi o zaman, detaylarıyla İzlanda Golden Circle rotasına başlayalım.

Eğer bir İzlanda seyahati planlıyorsanız, detaya inmeden önce yazdığımız diğer İzlanda yazılarını da incelemenizi öneririz:

İzlanda 101 – Gitmeden Önce Bilinmesi Gerekenler

İzlanda’da Araba Kullanmak | Kiralamak

 

Nedir bu İzlanda Golden Circle rotası?

Giriş paragrafında da belirttiğimiz gibi Golden Circle adanın en önemli rotalarından biri. Rota’nın bu kadar popüler olmasının nedeni başkentten kolayca ulaşılabilecek ve günübirlik tamamlanabilecek bir rota olmasının büyük bir etkisi var. Temel olarak Thingvellir Ulusal Park’ı, Geysir Jeotermal Bölgesi, Gulfoss şelalesi ve Kerid krater gölünü içeren rotada bu noktalara göre nispeten gizli kalmış ama gitmişken görmeye değecek noktalar da bulunuyor.

Ne kadar vakit alır?

Bu rota temel olarak günübirlik yapabileceğiniz bir tur. Eğer rotaya Reykjavik’ten başlayıp Reykjavik’te bitirecekseniz gün içerisinde yapacağınız yol yaklaşık olarak 250 km civarı olacaktır. Turu tabii Reykjavik’te bitirmek zorunda değilsiniz, özellikle seyahat programınızda Güney İzlanda bölgesine devam etmeyi planlıyorsanız Selfoss’ta konaklamak isteyebilirsiniz. Eğer Kerid kraterinden sonra Selfoss’a doğru devam ederseniz 190 km civarı bir yolculukla gününüz bitecektir.

Ne zaman gitmeli?

İzlanda’ya ne zaman gitmeli konusunu İzlanda 101 – Gitmeden Önce Bilinmesi Gerekenler yazımızda incelemiştik, aslında burada da aynı koşullar geçerli. Ancak İzlanda’ya ne zaman gideceğimizden bağımsız olarak bu rota içerisinde geçen yollar neredeyse tüm yıl boyunca açık. Kışın araç kullanma koşulları ve hava şartları çetin olsa da bu rotayı 12 ay boyunca yapabilirsiniz.

İzlanda Golden Circle – Nereleri Görmeli?

Thingvellir Ulusal Parkı

Reykjavik’ten yola çıktıktan sonra rotanızdaki ilk durak Thingvellir Ulusal Park’ı olacak. Burası hem jeolojik açıdan hem de İzlanda’nın tarihi açısından önemli bir konuma sahip. Park, Avrupa ve Amerika teknonik tabakalarının ayrıldığı alan üzerinde bulunuyor. Bu iki teknonik tabaka arasında yürüyebiliyor hatta İzlanda soğuğunda yeterince cesursanız turlara katılarak bu iki tektonik tabaka arasında dalış yapabiliyorsunuz. Bir diğer yandan da İzlanda’nın ilk meclisini de içeren park sizi İzlanda’nın eşsiz doğal güzelliklerine ısındırıyor.

Thingvellir National Park

Geysir Jeotermal Bölgesi

Golden Circle rotasının 2. durağı Geysir jeotermal bölgesi. “Yer altı sularının ısınarak yer yüzüne çıktığı delik” diye tanımlayabileceğimiz gayzerlerin olduğu bir bölge. Bölgeye adını veren Geysir şu anda aktif olmasa da aynı bölge içerisinde yer alan Strokkur gayzeri aktif olarak 5-6 dakikada bir yer altı sularını yer yüzüne fışkırtıyor. Bu doğa olayını izlemek ilginç bir şekilde heyecanlı, bir o kadar da keyifli.

Gulfoss

İzlanda bir şelale ülkesi. Tahminlere göre ülkede 10.000 civarı irili ufaklı şelale olduğu düşünülüyor. Bu şelelalerin en ünlülerinden ve en görkemlilerinden biri de Gulfoss. Geysir jeotermal bölgesinden 10 dakikalık bir yolculuk ile ulaşabileceğiniz Gulfoss’ta göreceğiniz manzaralar kesinlikle büyüleyici olacak.

Kerid Krateri

Öncelikle dürüst olayım, iki kez Golden Circle rotasını yapsam da ikisinde de Kerid kraterine gidemedim. Bu rotanın en çok öne geçen noktalarından biri olmasına rağmen ben rotama başka noktalar eklediğim için hep sona kalan Kerid Krateri hava karardıktan sonraya denk geldiği için önünden geçip gitmek zorunda kaldım.

Bir volkanik krater olan Kerid, yaklaşık 6-7 bin yıl önce bir volkanik patlama sırasında oluşmuş bir krater ve görsel olarak büyüleyici bir yer. Siz benim yaptığımı yapmayın, bence burayı da rotanıza ekleyin.

Golden Circle rotasının en ünlü noktaları temel olarak yukarıda paylaştığımız gibi. Ancak bu rotayı daha da zenginleştirmek mümkün ve bunun için size birkaç önerimiz daha var.

Brúarfoss

İzlanda’daki binlerce şelaleden biri olan Brúarfoss, Thingvellir Ulusal Parkı ile Geysir Jeotermal Bölgesi arasına sıkıştırabileceğiniz, İzlanda’da görebileceğiniz en güzel şelalerden biri. Özellikle açık mavi rengi gerçekten büyüleyici.

Faxafoss

Bir diğer şelalemiz ise Faxafoss. Diğer abileri kadar büyüleyici olmasa da yol üzerinden geçerken durup bir bakılabilir. Lokasyon olarak Gulfoss’tan Kerid kraterine giderken programınıza ekleyebilirsiniz.

Laugarvatn Fontana

İzlanda’nın ünlü olduğu bir diğer konu da kaplıcalar. En meşhuru Blue Lagoon fiyat olarak biraz pahalı gelebilir gözünüze ama adanın etrafında sayısız Blue Lagoon alternatifi var. Eğer Golden Circle rotanızda biraz daha fazla zaman geçirmek isterseniz Laugarvatn Fontana da bunlardan biri. Girişi yaklaşık 36 € civarı. Lokasyon olarak gene Thingvellir Ulusal Parkı ile Geysir Jeotermal Bölgesi arasında kalıyor.

Secret Lagoon

Blue Lagoon’a biraz daha sakin alternatif isterseniz burada da karşımıza Secret Lagoon çıkıyor. İzlanda’ya kadar gelmişken böyle bir deneyim yaşamak isterseniz karşınıza çıkabilecek en güzel ve maddi olarak da en uygun alternatiflerden biri.

Friðheimar

Bu sefer farklı bir nokta, gezilip görülecekten ziyade yenilip içilecek bir nokta ile geldik.

İzlanda kutup bölgesinde, iklim koşulları sert bir ada olduğu için normal şartlarda çok bir sebze meyve yetişmiyor. Hatta adanın çoğunluk ihtiyacı ithal olarak geldiği için sebze meyve bir hayli pahalı. Ancak Friðheimar’da işler değişiyor. Kocaman bir domates serası olan çiftlikte aynı zamanda sınırsız domates çorbası ve çeşitli yiyecekler olan güzel bir restoran bulacaksınız. Günün 4-5 saatlik bir bölümü açık ve gitmeden önce rezervasyon gerekiyor. Domates birası, domatesli dondurma gibi değişik şeyler de bulacağınız Friðheimar’ı kesinlikle İzlanda seyahatinizin bir noktasına denk getirip programınıza eklemelisiniz.

Friðheimar

İzlanda Golden Circle rotası önerilerimizin sonuna geldik. İzlanda doğal güzellikleri ve kışın kuzey ışıkları görme fırsatı ile kesinlikle görülmesi gereken eşsiz bir ülke. Bizim de İzlanda ile ilgili yazılarımız devam edecek, eğer bu ülkeyi daha da merak ediyorsanız takipte kalın.

Kısa Bir Not: Bu seyahati yaparken araç kiraladığınızı varsayar isek bu noktaların çoğunda otoparkın ücretli ve bir uygulama üzerinden ödendiği aklınızda olsun. Bazı yerlerde otopark ücretlerini ödeyebileceğiniz makine de var ancak olmayan yerlerde uygulamadan (Parka) kiralık araç plakanızı girerek ödeme yapmanız gerekiyor. Sonra yüksek cezalar ile karşılaşmamak için buna dikkat etmekte fayda var.

Daha Fazla
AvrupaGezi İpuçlarıYunanistan

Yunanistan’dan Arabayla Dönerken Tax Free Almak

IMG_4500

Tax Free yerine göre zahmetli bir işlem olsa da aldığınız ürünün tutarı doğrultusunda ekonomik açıdan bir hayli avantajlı bir hizmet olabiliyor. Peki ya Yunanistan’a arabayla  gitmişsek ve arabayla dönüyorsak?  Bu işlemi yapamaz mıyız veya nasıl yapabiliriz? Yunanistan’dan arabayla dönerken tax free almak nasıl oluyor, gelin adım adım inceleyelim.

Yunanistan seyahatiniz için merak ettiğiniz başka şeyler var ise aşağıdaki yazıları da incelemenizi öneririz:

İstikamet Komşu: Yunanistana Arabayla Gitmek

Selanik Gezi Rehberi

 

Öncelikle nedir bu Tax Free?

Kısaca bahsetmek gerekirse, vatandaşı olmadığınız bir ülkeden alışveriş yaparken o ülkenin vergi mükellefi olmadığınız için ürünün vergisini geri almanız anlamına geliyor. Vergi iadesi genel anlamda hizmet sektöründe geçerli değil, basit bir örnek olarak restoranlarda yediğiniz yemekten “ben vergi iadesi istiyorum” diyemiyorsunuz. Ancak aldığınız bir kıyafet, elektronik eşya vs. gibi ürünlerden vergi iadesi alabilmeniz mümkün. Bunun için alışverişi yaptığınız yerin bir tax free aracı firması ile anlaşması olması gerek. Burada da Global Blue veya Planet gibi firmalar devreye giriyor.

Ne kadar alırım?

Avrupa’da genel anlamda ülkesine göre 18%-24% gibi KDV oranları mevcut. Yani 100 €’luk bir şey alırken yaklaşık 20 €’su vergi oluyor. Arada aracı şirketler olduğu için bu KDV’nin hepsini direk olarak geri alamıyorsunuz, onlar da belirli komisyonlar alıyor. Ama ortalama olarak size gelen iade yaptığınız alış verişin 12%-13%’ü gibi oluyor.

Süreç nasıl işliyor?

İlk olarak alışveriş yaptığınız yere tax free almak istediğinizi belirtmeniz gerekiyor, burada size fatura ile birlikte tax free dokümanlarınızı hazırlıyorlar. Daha sonra ülkeden çıkış yaparken gümrükte ürünleri de göstererek (bazen görmek istemiyorlar) gümrük memuruna belgeleri onaylatmak gerekiyor. Onaylanmayan belgeler için maalesef geri ödeme alamıyorsunuz. Formlar onaylandıktan sonra ilgili tax free firmasının ofisine gidip geri ödemeyi nakit veya kredi kartı ile alabiliyorsunuz.

Peki ya Yunanistan’dan arabayla dönüyorsak?

Aslında Yunanistan’dan arabayla gelirken de süreç üç aşağı beş yukarı aynı. Sınırda bu işlemleri nasıl yapacağım konusu nispeten düşündürüyor olabilir. Çünkü havalimanlarında bile tax free işlemleri bir hayli yorucu olabiliyorken özellikle yaz dönemi uzun kuyrukların oluştuğu sınır kapılarında bu işlemi düşünmek biraz insanı gerebiliyor.

Yunanistan’dan dönerken Kipi – İpsala sınır kapısına ilk vardığınızda pasaport kontrolü öncesinde küçük bir kulübe var. Bu kulübede gümrük memurları duruyor ve yapmanız gereken ilk şey burada gümrük memurlarına belgelerinizi onaylatmak. Bazen kulübede polisler olmayabiliyor, bu durumda pasaport kontrolünü geçtikten sonra arabayı uygun bir yere çekip belgelerinizle birlikte polislerin bulunduğu binaya girip sora sora belgelerinizi onaylayacak birini bulabiliyorsunuz. Belgelerinizi onaylarken aldığınız ürünleri görmek isteyebilirler, bu nedenle o vakte kadar etiketlerini çıkarmamanız veya ürün kutulu ise kutusunu açmamanız önemli. Belgeleriniz onaylandıktan sonra yapmanız gereken şey nispeten basit. Sınır kapısında Yunanistan pasaport kontrolünü geçtikten sonra hemen Yunanistan’ın free shop’u var. Orada vergi iadesi alabileceğiniz firmaların kiosk’u bulunuyor ve direk belgelerinizi teslim ederek iadenizi alabiliyorsunuz.

Yunanistan’dan Arabayla Dönerken Tax Free Almak

Bonus: Bu belirteceğimiz bilgi Global Blue firması için. Eğer alış verişinizi yaptığınız firma size tax free belgelerinizi Global Blue firması ile vermişse ve oldu da ülkeden çıkarken Global Blue’da işleminizi yapamadı iseniz Türkiye’ye geldikten sonra Global Blue’nun İstanbul İstinye Park’taki ofisinden iade işleminizi gerçekleştirebilirsiniz. Tabii bu işlemi yapabilmek için de Yunanistan’dan çıkış yaparken belgelerinizi gümrük memuruna onaylatmış olmanız gerekiyor.

Bonus 2: Yurtdışında uygun fiyatlı alışveriş diyince çoğunlukla elektronik ürünler geliyor aklımıza. Yazımızın konusu hazır Yunanistan’dan arabayla dönerken tax free almak iken Yunanistan’da ünlü bir elektronik market önerisi paylaşalım. Kotsovolos hem ürün çeşitliliği hem de tax free anlaşması olması nedeniyle bir şey alacaksanız tercih edebileceğiniz bir firma. Birçok Yunan şehrinde şubelerini bulmak mümkün, en yakını ise Dedeağaç merkezde yer alıyor. (Reklam değil tamamen tavsiye.)

İşte Yunanistan’dan Arabayla Dönerken Tax Free Almak için tüm süreç böyle. Merak ettiğiniz başka konular var ise yorumlara bekleriz.

Daha Fazla
Ama İyi YedikAvrupaFransaFransa

Paris Gezi Rehberi 2023 – Bir Daha Ne Zaman Gidiyoruz?

IMG_4775

Hiç yalan söylemeden başlayayım. Seneler öncesinde yaptığım kısa bir Paris seyahatinde, trafikten dolayı dönüş uçağını kaçırmamdan dolayı yıllarca Paris’ten nefret ettim. Bir şehirle ilgili düşünceleriniz genel olarak sizin orada yaşadığınız tecrübelerden ibaret oluyor, benim ise ilk tecrübem bir hayli kötüydü.

Bu sene ise biri 4 diğeri 3 gün olmak üzere iki Paris seyahati yapma fırsatı buldum ve ikinci bir şans verdiğim bu şehir düşüncelerimi tam tersine çevirdi. Evet, Paris herkesin dediği gibi büyüleyici bir yer. Öyle masal diyarı, her şeyin güllük gülistanlık olduğunu beklemeyin tabii. Şehir yer yer pis, yer yer sidik kokulu, bir yandan da Avrupa’da tekinsiz şehirler listesi yapılsa baş sıralara oynayacak bir yer. Ancak sokaklarında dolaşmak o kadar keyif veriyor ki olumsuz yanları pek de olumsuz gelmiyor. Seyahatinizden döndükten sonra acaba bir daha ne zaman giderim diye düşündürtüyor size. Ben de en son 24 Eylül 2023 tarihinde döndüğümden beri acaba bir sonraki sefer ne zaman diye düşünürken bir yandan dünyanın en turistik noktalarından biri olduğu için pek de bilinmedik bir yanı olmayan Paris’i biraz da Gezen Kafa gözünden anlatmak istedim size.

O zaman haydi, Paris Gezi Rehberi başlasın.

 

Havalimanından Ulaşım

Gezen Kafa formatında bir gezi rehberi yazmayalı bir hayli oldu, Paris Gezi Rehberi ‘ne başlamadan önce bir hayli paslanmış olabilirim. Ama formatımızın ilk başlığı her zaman havalimanından şehir merkezine ulaşım.

Paris’te birkaç farklı havalimanı bulunmakta. Şehrin ana havalimanı Charles de Gaulle havalimanı şehrin kuzeyinde kalıyor ve buraya ulaşım için en iyi seçenek RER B denilen trenler. Bu trenlere binerek merkezdeki Gare du Nord veya Chatelet Les Halles istasyonunda inerek otelinizin bulunduğu konuma göre metro aktarması yapabilirsiniz. RER B tren bileti 11,45 € ve tren istasyonunda perona girmeden önceki makinelerden biletlerinizi alabilirsiniz.

Diğer bir havalimanı ise Orly. Burası şehrin güneyinde bulunuyor. Buradan Orlybus ile şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Orlybus güncel fiyatları 16,20 €. Bir diğer seçenek ise Orlyval + RER B. Antony istasyonunda aktarma yaparak 45 dakika içerisinde Chatelet Les Halles istasyonuna ulaşabilirsiniz, bu seçeneğin maliyeti ise 14,10 €.

Eğer Avrupa içi Ryanair gibi ucuz uçuş firmaları ile Paris’e seyahat ediyorsanız şimdiden geçmiş olsun, Paris’in 90 km kuzeyinde aslında Paris olmayan ancak Paris’e nispeten yakın olması ile Paris diye bilet satılan Beauvais adlı bir kasabada küçük bir havalimanına ineceksiniz. Buradan şehir merkezi için tek seçenek shuttle bus’lar. Ücret 16,90 €

Konaklama Şeysi

Paris büyük bir şehir ve dünyanın turistik olarak en önemli şehirlerinden biri olması sebebiyle bir hayli de pahalı. Bu pahalılık konaklama fiyatlarını da etkilemiş durumda. Diğer Avrupa ülkelerine göre konaklama fiyatları %50 hatta %100 daha yüksek genel olarak. Eğer merkezi bir noktada öyle lüks değil de ortalama standartlarda bir yerlerde konaklamak istiyorsanız gecelik minimum 250-300 €’ları gözden çıkarmanız gerekmekte. Ancak şehirde çok gelişmiş bir metro ağı olduğu için konaklamanızı herhangi bir metro istasyonuna yakın olacak bir şekilde biraz daha merkezden dışarıda ayarlayabilirsiniz. Merkezdeki 250-300 €’luk gecelik otel fiyatları merkezden uzaklaştıkça 100 €’lara kadar düşüyor.

Bizim son konakladığımız yer Opera bölgesinde idi ve konumundan da otelin kendisinden de bir hayli memnun kaldık. Kesinlikle önerebileceğimiz bir konaklama seçeneği olarak 1er Etage Opera tesisini incelemek için buraya bir tık.

Konaklama için küçük bir not daha; Paris’in kuzeyleri genel olarak daha tekinsiz olarak biliniyor. Hoş bizim kaldığımız Opera bölgesi de nispeten hafif kuzey sayılır ancak güvenlikle ilgili hiçbir sorun yaşamadık. Ancak yine de güvenlik açısından bir endişeniz var ise konaklamanızı merkezin güney taraflarında ayarlamak isteyebilirsiniz.

Döviz Olayları

Bir Avrupa Birliği ülkesi olarak Fransa’da para birimi €. Bu sebeple döviz konusunu gitmeden önce rahatlıkla halledebilirsiniz. Neredeyse her yerde kart geçtiğini de hatırlatayım.

Bütçe Mevzuları

Konaklama kısmında da belirttik ancak tekrar söylemek gerekirse; Paris pahalı bir yer. O nedenle klasik bir Güney Avrupa, Orta Avrupa ülkesi seyahatlerine göre bütçeniz bir hayli artacak. Tabii yapacağınız şeylere göre bütçe mevzusu tamamen bireysel bir konu olsa da fikir vermesi açısından birkaç örnek paylaşayım.

  • Metro & Toplu Ulaşım: 2,10 € tekli bilet
  • Müzeler: Genellikle 15-20 € arasında
  • Kahvaltı: Kruvasan kahve gibi kahvaltıyı geçiştirmece yaparsanız 5-6 €’ya çıkarsınız.
  • Restoranda yemek: Başlangıçlar genel olarak içeriğine göre 6-10 € arasında değişirken ana yemekler ortalama bir restoranda 15-20 € gibi. Bira gibi içecekler 7-8 €, kokteyl tarzı ise 12-14 € arasında. Tabii yiyeceğiniz yemeğe göre fiyatlar daha ucuz veya daha pahalı da olabilir.
  • Güzel bir kahvecide kahve 5-7 €

Gelelim işin bütçe dostu yanına. Eğer öyle hep en azından ortalama üstü restoranlara gideyim, şurada yiyeyim burada yiyeyim gibi bir hedefiniz yoksa bazı öğünlerinizi gerçekten uyguna da geçirebilirsiniz. Büyük bir şehir olmasının en büyük artısı her türlü bütçeye göre seçeneklerin de bir hayli bol olması. Özellikle havanın izin verdiği dönemlerde marketten 5 € civarına karnınızı gayet doyurabilecek paketli hazır yiyecekler alıp Eyfel Kulesinin önündeki çimlerde piknik yaparak yemek Paris’te yapabileceğiniz en güzel aktivitelerden biri olacaktır.

Kaç Gün İdeal

Bu soruya Paris için cevap vermek bir hayli zor. İdeal süre sizin yapmak istediklerinize ve planlarınıza göre bir hayli değişken olacaktır ancak temel yerleri görebilmek ve birkaç müzeye gidebilmek için bence minimum 4 gece 5 gün gibi bir süreye ihtiyacınız olacaktır. Ama örneğin, Louvre Müzesi’ni baştan sona detaylı bir şekilde gezmek istiyorum derseniz tek başına ona bile 1 hafta yetmeyebilir. O yüzden planınızı çok da kısa tutmamakta ve çok sıkıştırmamakta fayda var.

Nereleri Görmeli, Neler Yapmalı?

Paris Gezi Rehberi – Gezilecek Görülecek Yerler

Aslında Paris Gezi Rehberi’mizin bu kısmında çok da bilinmeyen bir şey olmayacak. Yani hiç seyahatle alakası olmayan biri bile bu yerlerin birçoğunu duymuştur diye tahmin ediyorum, çünkü burası Paris. Ancak tabii hiç bahsetmeden geçmek de olmaz. O zaman en belirgin olanından başlayalım.

Eyfel Kulesi

Kimilerine göre bir metal yığını da olsa Eyfel’in kendine has bir cazibesi var. Şöyle ki; baktıkça bakasınız geliyor. Şehrin farklı noktalarından nasıl gözüküyor acaba diyerek bir noktada Eyfel’i en güzel görebileceğiniz noktaların keşfine çıkıyorsunuz. Sadece bu keşif bile yarım gün alacaktır.

Eyfel Kulesi’ne kadar gitmişken kulenin tepesine de çıkmak isteyebilirsiniz, bence pek gerek yok ancak böyle bir hedefiniz var ise biletlerinizi aylar öncesinden almanızı öneririm. Bilet fiyatları ve bilet almak için şuraya bir tık.

Arc de Triomphe

Gene bariz bir turistik nokta olan Paris’in meşhur simgelerinden Zafer Takı, Paris’te gezilecek görülecek yerler listesinin başında bulunuyor. “Tüm yollar Paris’e çıkar.” Lafındaki yolların çıktığı nokta olarak bilinen büyük bir kavşağın ortasında bulunan Zafer Takı, aslında Napolyon’un Fransız askerlerinin savaşta kazanılan zafer sonrası şehre girerken altından geçmesi için yapılmış. Ancak ne ironiktir ki askerler hiçbir zaman bu takın altından geçememiş.

Günümüzde Paris’in en turistik noktalarından biri ve dilerseniz buranın tepesine de çıkabiliyorsunuz. Ancak bir hayli fiziksel güç isteyen bir aktivite olduğunu belirtmek isterim, tepeye çıkmak için 284 basamak merdivene katlanmak durumundasınız. Detaylı bilgi için şuraya bir tık.

Champs-Élysées

Champs-Élysées, bizlerin Şanzelize olarak bildiği Paris’in en ünlü ve lüks dükkanlarının bulunduğu geniş ve uzunca bir cadde. Bir ucu Arc de Triomphe’a diğer ucu ise Place de la Concorde’a bakmakta. Çok da bir esprisi yok ama bir arkadaşa bakıp çıkar misali turlamakta fayda var.

Jardin des Tuileries

Tuileries Sarayı’nın bahçesi olarak dizayn edilmiş bu park, Fransız devriminden sonra halka açık bir park haline dönüştürülmüş. Şehrin içinde ferahlamak, turlarken hafif bir dinlenmek için ideal bir nokta.

Louvre Müzesi

Paris’in müzelerini detaylı yazmaya kalksak bu yazı sanırım sayfalarca daha uzar, aynı şekilde Paris’in tüm müzelerini detaylı gezmeye kalkarsanız seyahatiniz de haftalarca sürebilir. Louvre Müzesi, Paris’in belki de dünyanın en bilindik müzelerinden biri. Ayrıca en büyük. Şöyle ki müzede hiçbir esere bakmayıp tüm koridorlarını gezdiğinizi düşünürsek tüm müzeyi yürümeniz için gereken süre bile 5 saat. Genel olarak Louvre için önerilen gitmeden önce araştırma yapıp görülmek istenen eserler not edilerek ona göre bir gezi planı çıkarılması. Gittiğinizde ünlü eserlerin yerlerini gösteren bir broşür de oluyor, onu alarak ona göre bir gezi planı yapabilirsiniz, ama önerim komple gezmeyi aklınızdan çıkarın. Biletler için tık tık.

Notre Dame de Paris

2019 yılında yaşanan yangın sonrası büyük bir zarar gören Notre Dame Katedrali, bu süreden beri halen restorasyon çalışmaları yüzünden kapalı olsa da Paris’in en ikonik noktalarından biri olmaya devam ediyor. Her ne kadar içine giremeseniz de, yapım çalışmaları nedeniyle çevresinde önemli bir alan kapalı olsa da Paris’e gitmişken dışarıdan görülmesi bile güzelliğini anlamaya yeter. En son bilgilere göre 2024 yılı Paris olimpiyatlarına göre restorasyon çalışmalarının tamamlanması ve tekrardan ziyarete açılması bekleniyor.

Musée d’Orsay

Paris’teki müzeler içerisinde Louvre’dan sonra en önemlilerinden biri olan Musée d’Orsay aynı zamanda Paris’teki en güzel müzelerden biri. Eski bir tren garının dönüştürülmesi ile birlikte oluşturulan müze birçok önemli eseri içerisinde barındırıyor. Gezmesi Louvre’a göre çok daha kolay ancak içeriği bir o kadar zengin olan Musée d’Orsay, eğer Paris’te tek müze gezme şansınız varsa işte o bu diyebileceğim bir müze. Ek bir not, müze Perşembe günleri 21:45’e kadar açık kalıyor ve 18:00’den sonra biletler normale göre bir tık daha ucuz oluyor. Biletler ve detaylı bilgi için şuraya alalım.

Le Jardin du Luxembourg

Paris’teki ferahlama noktalarından bir başkası olan Lüksemburg Bahçeleri, Paris’in en güzel parklarından. Lüksemburg Sarayı’nın bahçesi olarak yapılan bu bölge günümüzde gene halka açık bir park olarak kullanılıyor.

Panthéon

Lüksemburg Bahçeleri ‘ne yakın bir konumda bulunan Panthéon, ön cephesindeki sütunları ile birlikte Roma’daki Pantheon esinlenmiş yapısı ile bir kilise olarak inşa edilse de günümüzde bir anıt mezar halini almıştır. Paris’te hafif bir tepe üzerine inşa edilmiş bir yapı olduğundan şehre hakim bir manzarası bulunmaktadır.

Pont Alexandre III

Paris’in ortasından geçen Sen Nehri’nin iki yakasını birleştiren birçok köprüden biri olan Alexandre III köprüsünü diğerlerinden ayıran şeyi köprüyü görünce direk anlayabiliyorsunuz. Üzerindeki heykellerle birlikte tarihi anıt olarak kabul edilen köprü günümüzün en uğrak turistik noktalarından biri.

The Basilica of Sacré-Cœur de Montmartre

Listemizde son olarak, Montmarte bölgesinin tepesinde bulunan ve Sen Nehri’nden 200 metre yüksek konumu ile Paris’in en yüksek konumunda Sacré-Cœur Bazilikası yer almakta. Görselliği ile kendisine hayran bırakan bu bazilikaya giriş ücretsiz olsa da bazilikanın kubbesine çıkmak isterseniz belirli bir ücret ödemeniz gerekiyor.

..ve diğerleri…

Paris’te gezilecek görülecek yerler say say bitmez. Ancak bu yazıyı da bir noktada belli bir uzunlukta tutmamız gerektiğinden biz aklımıza ilk gelen yerleri sıraladık. Sen Nehri’nde yapılacak bir nehir turu, Eyfel’i en güzel şekilde izleyebileceğiniz Champ de Mars ve Trocadéro Meydanı, Şanzelize Caddesi ile Tuileries Bahçeleri’ni birleştiren Concorde Meydanı, Palais Garnier ve eğer vaktiniz yeterli ise yarım gününüzden biraz fazlasını alacak Versay Sarayı listenize eklenecek noktalardan birkaçı.

Müze konusuna gelirsek yazıda sadece iki müzeden bahsetmiş olsak da ilgilileri için Paris tam bir müze cenneti. Rodin Müzesi, Dali Müzesi, Pompidou Center, Orangerie Müzesi ve Picasso Müzesi bunlardan birkaçı. Seyahat sürenize ve ilgi alanınıza göre bunları da planınıza eklemek isteyebilirsiniz.

Yeme İçme Meselesi

Gelelim son ancak bir o kadar da önemli bölüme. Fransız yemekleri diye araştırınca geleneksel yemeklerde böyle salyangoz, kurbağa bacağı gibi garip şeyler çıkabilir karşınıza. Her ne kadar yeni şeyleri deneyimleyip yemeyi sevsem de benim de bazı sınırlarım olduğu için Paris seyahatimde hiç fanteziye kaçmadan birkaç nokta atışı ile güzel şeyler deneyimledim. Dünyanın en büyük şehirlerinden birinde olmanın bir artısı da isteyebileceğiniz her türlü şeyin en iyilerini bulabiliyor olmanız, o nedenle benim tercihlerim o kadar geleneksel olmasa da bir hayli lezzetli seçenekler oldu. Hadi o zaman, yeme içme meselesine geçelim.

Le Relais de l’Entrecôte

Biraz turistik bir nokta ile başlamış bulundum, ancak bir o kadar da lezzetli. Burada öyle bir seçim yapabileceğiniz bir menü bulunmuyor. Tek bir ürün var, güzelce pişmiş bir et. Popülerliği dolayısı ile önünde her daim sıra bekleyeceğiniz bir yer olsa da yeterince vaktiniz var ise bir kere deneyimlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Girdiğinizde size etinizin nasıl pişmesini istediğinizi ve içecek tercihinizi soruyorlar. Tabağınızda güzelce pişmiş soslu bir et ve bolca patates geliyor, tam bitmeye yakın garson tekrardan geliyor ve hooop ikinci kez doluyor tabak. Lezzetli ve doyurucu bir seçenek.

Pizzeria Popolare

Paris’e gelip pizza mı yedin diye sormayın, zaten yiyemedim. Gittiğimiz gün pizza fırınında bir sorun bulunması nedeniyle pizza yapamıyorlardı, bu nedenle diğer seçeneklere yönelmek zorunda kaldık. Burası Paris genelinde bir sürü restoranı bulunan Big Mamma grubunun restoranlarından bir tanesi ve gitmek istiyorsanız öncesinden bir rezervasyon şart. Big Mamma grubunun tüm restoranları neredeyse aynı menü, bazı restoranlar daha popüler ve şekilli olduğu için rezervasyonları haftalar öncesinden doluyor. Her ne kadar pizzasını deneyemesek de yediğimiz tüm yemekler ve kokteyller çok iyiydi, ayrıca mekan da ayrı güzel. Önerilir.

Peppe Pizzeria

Gene mi pizzacı derseniz ilk denememizde restorandaki bir sıkıntıdan dolayı pizza yiyemediğimiz ve canımız gerçekten güzel bir pizza çektiği için araştırmalarımız bizi buraya yönlendirdi. Napoliten pizza konusunda Paris’in başarılı temsilcilerinden biri olarak Peppe Pizzeria bizi yeterince mutlu etti.

MELT

Son dönemde ülkemizde de yaygınlaşmaya başlayan “tütsülenmiş et” diyebileceğimiz tarzda etler yapan MELT, Paris’te bu işin en iyilerinden. Orijin olarak Amerika tarzı olarak geçen bu pişirme yöntemi etin ateşe direk temas etmeden dumanla yavaş yavaş (9-10 saat) pişirilmesi ile yapılıyor. Benim çok sevdiğim bir yöntem olduğu için genel olarak gittiğim her yerde bir Smokehouse arıyorum, burası da Paris’in en iyilerinden, hatta şu ana kadar yediğim en iyilerinden.

Homer Lobster

Her ne kadar tütsülenmiş ete olan hayranlığımı dile getirdi isem Paris’te tek bir öğün seçecek olsam bu kesinlikle Homer Lobster olurdu. Bu listenin, hatta birçok şehrin yeme içme listesinin lezzet sıralamasında en başa oturacak Homer Lobster, tek bir ürünü Lobster Roll sandviçleri ile meşhur. Genel olarak Lobster Roll’un da anavatanı Amerika olsa da burası dünyanın en iyi Lobster Roll’lerini yaptığını aldığı ödüllerle tescillemiş. Lobster Roll’un dilimizde tam olarak bir karşılığı olmasa da ıstakozlu sandviç desek yanlış olmaz. Aslında tam bir ayak üstü atıştırmalık veya sokak lezzeti olarak ifade edebileceğimiz bu sandviç, ıstakozun pahalı bir şey olması nedeniyle biraz lüks bir atıştırmalık. Her gidişte en az bir defa uğranır. Paris’e bir daha ne zaman gidiyoruz sorusunu sormama neden olan yiyecek, o derece.

Janet by Homer

Homer Lobster markasından çıkan farklı bir konsept olan Janet by Homer, güzel sandviçler bulabileceğiniz bir başka mekan. Burada gene tütsülenerek pişmiş etler güzel bir şekilde harmanlanarak efsane sandviçlere dönüşüyor, bize de denemek kalıyor.

Pierre Herme

Paris’te pastane kültürünü anlatmaya kalksak onlarca araştırma yaptıktan sonra sayfalarca yazı yazmak gerekir. Ancak özetle, Paris’in pastane kültürünü tek bir yerde görmek gerekirse burası kesinlikle Pierre Herme olabilir. Makaron benim için genel olarak “Yani makaron işte, ne kadar güzel olabilir ki?” şeklinde bir tatlı iken buradakilerle tanışınca beni benden alan bir tatlıya dönüştü. Yani evet, dışı hala nispeten ne kadar güzel olabilir ki modunda ama içindeki aromalar gerçekten büyüleyici. Tabii sadece makaron değil, bir sürü güzel tatlı ve dondurma da bulunuyor burada. Şehir genelinde birkaç şubesi mevcut, hangisine yakınsanız deneyin, denettirin derim.

La Caféothèque de Paris

Her ne kadar Paris büyük şehir, her şeyi bulabilirsiniz dedi isem en başta kahveci konusunda özellikle nitelikli kahve konusunda seçenekleriniz bir hayli kısıtlı. Evet, her yer ünlü Paris cafe’leri ile dolu ancak buralar standart kalitede kahve sunuyorlar. Caféothèque ise kahve konusunu Paris içerisinde en ciddiye alanlardan. Labirent gibi bir iç alan ve kısıtlı olsa da ferah bir dış oturma ortamı bulunan Caféothèque‘te Paris’te içebileceğiniz en güzel kahve seçeneklerini bulabilir, eğer seviyorsanız çekirdek kahve alarak evinize de getirebilirsiniz.

Bir Daha Ne Zaman Gidiyoruz?

Eğrisi doğrusu ile ve tabii ki kendi tecrübelerimiz ile Paris’i biraz olsun aktarmaya çalıştım. Paris güzel, öyle harikalar dünyası değil belki ama kesinlikle kendine hayran bırakacak ve acaba bir daha buraları ne zaman görürüm diye kendinize sormanızı sağlayan bir yer.

O zaman, bir daha ne zaman gidiyoruz?

Daha Fazla
AvrupaHırvatistanKaradağKuzey MakedonyaYunanistan

Arabayla Dubrovnik’e Kadar

Arabayla Dubrovnik’e Kadar

Son dönemlerde döviz kurları, benzin maliyeti ve yeşil sigorta vs. derken arabayla yurtdışına çıkmak çok maliyetli bir iş oldu. Ortalama bir hesaplama yaparsak; 21.06.2022 fiyatları ile 100 km’de 6 litre benzin yakan bir araç ile bu yazının konusu olan rotayı yapacak olursanız (Yaklaşık 2.650 km) 4.770 TL gibi bir yakıt ve 835 TL yeşil kart gideriniz olacak. (Tabii yakıt tutarını Türkiye’deki benzin fiyatları üzerinden hesapladım, rotanızda yakıt alacağınız ülkelere göre tutar biraz daha artacaktır.) Ancak 3-4 kişilik bir arkadaş grubuyla seyahat ediyor ve maliyetleri bölüşüyorsanız, 3-4 kişilik uçak bileti ve gideceğiniz lokasyona göre araç kiralama derken arabayla yurtdışına çıkmak çok daha uyguna gelecektir.

Arabayla yurtdışına çıkmanın detaylarını daha önceden İstikamet Komşu: Yunanistan’a Arabayla Gitmek yazımızda paylaşmıştık. Bu yazımızda ise İstanbul’dan yola çıkıp sizin ritminize göre 7-10 gün arası sürecek güzel bir rota paylaşacağız. Rotamız İstanbul’da başlayıp İstanbul’da bitecek. Rota üzerinde vizesiz ülkeler olsa da Yunanistan ve Hırvatistan gibi ülkelerden de geçiş yapılacağı için bu rotayı gerçekleştirmek için çok girişli bir Schengen vizesine ihtiyacınız olduğunuzu belirtelim.

Haydi o zaman, rotanın detaylarına geçelim.

 

İstanbul – Selanik (596 km)

İlk gün rotamız İstanbul’dan başlayarak Selanik’e uzanacak. İstanbul’dan çıkıp yaklaşık 3 saat sonra İpsala Sınır Kapısı’na ulaşıyoruz. Özellikle bayram ve resmi tatil gibi yoğun dönemlerde gidiyorsanız maalesef sınır kapısında uzun beklemeler oluşuyor. Ama nispeten daha az yoğun bir dönemde giderseniz sınır geçişiniz 30 dk. civarı sürecektir.

Sınırı geçtikten sonra Yunanistan’da Selanik yolu üzerinde uğranabilecek Dedeağaç ve Kavala gibi yerler bulunuyor. Duraksamalarla birlikte yaklaşık 11-12 saat sonra Selanik’e varmış olacaksınız. Burada programınıza göre 1 veya 2 gece konaklayabilirsiniz.

Selanik – Ohrid (289 km)

Selanik’teki programınızı tamamlandıktan sonra Ohrid’e doğru yola çıkabilirsiniz. 289 km olan yol genel olarak çok bozuk olmadığı için seyahatiniz çok uzun sürmeyecektir.

Ohrid, Kuzey Makedonya’da Ohrid gölünün etrafına kurulmuş küçük bir kasaba. Ohrid gölü Avrupa’nın en eski krater gölü ve manzaralarıyla insana gerçekten farklı bir huzur veriyor. Buradayken Unesco koruması altında bulunan sokaklarda kaybolabilir, göl kenarında bulanan mekanlarda oturarak ferahlayabilirsiniz.

Burası için 1 gece konaklama yeterli olacaktır, ama vaktiniz var ve dinlenip huzur dolmak istiyorsanız buraya da 2 gece ayırabilirsiniz.

Ohrid – Kotor (332 km)

Ohrid’den sonra gene ülke değiştirme vakti. Hedef, Karadağ. Bugünkü rota 332 km, aslında göze az gelse de yollar güzel olmadığı için bir hayli uzun sürecek. Ohrid’den çıkıp Arnavutluk’tan geçerek Karadağ sınırına ulaşıyoruz. Arnavutluk’ta tüm yollar karşılıklı gidiş geliş tek şerit olduğu için geçilen yollar bitmek bilmiyor. Ancak ulaşılmak istenen hedef sizi yolda tutuyor. Bizim bu 332 km yol yaklaşık 9 saat sürdü, ancak ulaştığımız yerden bir hayli memnunduk.

Kotor 1917 yılından beri Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Eski şehri, mistik yapısı ile birlikte insanı başka bir zamana götürüyor. Rotanın geri kalan bir kısmında biz Kotor’u kendimize üs olarak belirledik ve etraftaki yerlere buradan günü birlik git gel seyahatlerle ulaştık. Bu nedenle burada 3 gece konakladık.

Kotor – Dubrovnik (91 km) & Kotor – Budva (23 km)

Kotor’u kendimize üs olarak belirlediğimizi önceki kısımda söylemiştik. Buradan günübirlik yapılacak çok güzel seyahatler var.

  • İlk günübirlik seyahatimiz Budva. Aslında Ohrid’den Kotor’a gelirken de yol üstünde kalan Budva, eski şehri ile Kotor’un bir minik kardeşi gibi. Budva, özellikle deniz tatili dendiğinde Kotor’a göre çok daha ünlenmiş bir yer. Ünü doğrultusunda da biraz daha pahalı. O nedenle Kotor’da kalıp burayı günübirlik gezmek daha iyi bir seçenek olabilir. Budva’da eski şehri ve eski şehrin surlarını gezebilir, yaz döneminde geldi iseniz çok güzel bir manzaraya karşı denize girebilirsiniz.
  • Kotor’da kalırken yapılabilecek bir diğer günübirlik seyahat ise Dubrovnik. Kotor’dan 91 km. uzaklıkta bulunan Dubrovnik, Adriyatik kıyısının en güzel şehirlerinden biri. Her tarihi Avrupa şehrinde de olduğu gibi burada da eski şehir içinde dolaşabilirsiniz. Eğer hayranıysanız, Game of Thrones’un çekildiği lokasyonların izinden yürümek günübirlik gezinizde yapılacak şeyleriniz arasında bulunmalı.
bsh

Kotor – Üsküp (400 km)

Kotor’dan günübirlik gezilerimizi de tamamladıktan sonra artık dönüş yoluna geçiyoruz. Direk dönüş bir hayli uzun olacağı için daha önceki günlerde rotamızda olmayan, Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’e doğru yola çıkıyoruz. Rota üzerinde Arnavutluk ve Kosova’dan da geçerek 400 km. Sonra Üsküp’e ulaşılıyor. Arnavutluk geçişi bu sefer çok sancılı olmuyor, Kosova içinde de yollar bir hayli güzel.

Mimarisi ve keyifle oturulup zaman geçirilecek mekanları ile biz Üsküp’ü beklediğimizden çok daha fazla sevdik. Burada biz 1 gün geçirdik ancak çok rahat 2 gün de geçirilebilir.

Not: Yurtdışına araç ile çıkarken almış olduğunuz sigorta Yeşil Kart Kosova’da geçmiyor. Eğer rotanızda Kosova’dan geçmek olacak ise sınır geçişinde o ülkede geçerli belgeyi almak gerekiyor, maliyeti 15 €.

Üsküp – İstanbul (816 km)

Artık dönüş zamanı. Evet, dönüş yolu biraz uzun gözüküyor ancak bizim daha fazla vaktimiz olmadığı için Üsküp’ten direk dönüşe geçmek durumunda kaldık. Vaktiniz var ise dinlenme amaçlı yol üzerinde Selanik, Kavala gibi noktalarda konaklayabilirsiniz. Alternatif olarak, dönüş yolunu Bulgaristan üzerinden ayarlayarak Sofya’yı da rotanıza dahil edebilirsiniz.

Yazının başında da belirttiğimiz gibi, eğer bir arkadaş grubu ile yurtdışına seyahat etmeyi düşünüyorsanız ve maliyetleri paylaşacaksanız arabayla yurtdışına çıkmak maliyetlerinizi baya azaltacaktır. Bu rotayı yaparak birçok yeni yer keşfedebilir, maliyetten tasarruf edebilir ve de en önemlisi çok keyifli zamanlar geçirebilirsiniz.

Keyifli seyahatler.

Daha Fazla
AvrupaGezi İpuçlarıYunanistan

İstikamet Komşu: Yunanistana Arabayla Gitmek

Road Trip

Yurtdışı seyahatlerimizi genellikle uçakla planladığımız için yurtdışına arabayla gitme mevzusu gözümüze hep bir karmaşık, stresli gelir. Aslında her şey daha önceden hiç araçla yurtdışına çıkmamamızdan kaynaklı.

Sonuçta ilk yurtdışı seyahatinizi düşünün. İlk planlama, vize, pasaport kontrolü ne kadar karmaşık, stresli ve heyecanlıydı, değil mi? Şayet benim ilk gezim öyleydi. Peki nedir bu arabayla gitme mevzusu? Çok mu zor veya sıkıntılı bir süreç. Yunanistan’a arabayla gitmek yazımızda bu sorulara cevap vereceğiz.

Not: Yazıda geçen maliyetler ve kur bilgileri 30.05.2022 tarihine ait bilgileri içermektedir.

 
Yunanistana Arabayla Gitmek 2

Soru 1: Türkiye Cumhuriyeti ehliyetimle yurtdışına çıkabilir miyim? Herhangi bir uluslararası sürücü ehliyetine ihtiyacım var mı?

Aslında bu soruyu 2016 öncesi soruyor olsa idiniz ‘Yunanistan’a arabayla gitmek için kesinlikle Uluslararası Sürücü Ehliyetine ihtiyacınız var.’ olurdu cevabımız. Ancak 2016 sonrasında verilmeye başlayan yeni çipli ehliyetler Viyana anlaşması gereğince Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli. Eğer hala eski ehliyet kullanıyorsanız yapmanız gereken tek şey emniyet müdürlüğünden bir randevu alarak ehliyetinizi değiştirmeniz. 15 TL ve biyometrik fotoğrafınız ile ehliyetinizi kolayca değiştirebilirsiniz. Böylece bir yıllık bedeli 1.273,15 TL (ilk kez alıyorsanız) olan Uluslararası Sürücü Ehliyeti sorunsalından kurtulacaksınız.

Soru 2: Yunanistan’a arabayla gitmek için gerekli belgeler nelerdir?

Araç ruhsatı sizin üzerinize ve yeni çipli ehliyetiniz var ise aslında sadece bir belge gerekiyor. Eğer aracınız ile yurtdışına çıkacaksanız Yeşilkart olarak bilinen Uluslararası Sigorta’yı yaptırmanız zorunlu. Uluslararası sigorta için Türkiye’deki yetkili kurum Turing ve en ucuz hali ile 15 günlük 47,25 €’a yaptırabiliyorsunuz, ayrıca özel sigorta şirketlerinden de aynı maliyete bu sigortayı yaptırabilmeniz mümkün. Detaylı bilgiler için şuraya tık.

Uluslararası Sigorta, eğer yurtdışında bir kaza yaparsanız karşı aracın hasarını karşılayan bir sigorta. Sizin aracınızda oluşacak hasarları kapsamıyor. Bu nedenle kendi aracınızı da garantiye almak için kaskonuza yurtdışı için zeyilname yaptırabilirsiniz. Burada kaskonuza bağlı olarak maliyet değişecektir.

Soru 3: Araç ruhsatı benim üzerime değil, gene de araçla yurtdışına çıkabilir miyim?

Yunanistan’a arabayla gitmek istiyorsanız teknik olarak araç ruhsatı ya sizin üzerinize olmalı ya da araç sahibi yanınızda olmalı. Ancak üzülmeyin, araç sahibinden sizin adınıza noterden onaylı ‘Aracımı yurtdışına çıkarabilir.’ şeklinde verilmiş bir vekaletname ile başkasının arabası ile de rahatlıkla yurtdışına çıkabilirsiniz. 2022 yılı itibariyle ortalama noter vekalet ücretleri 200 TL civarında.

Soru 4: Aracım kiralık veya şirket aracı, gene de araçla yurtdışına çıkabilir miyim?

Soru 3 için verdiğimiz cevap aslında burada da geçerli. Araç ruhsatı sizin değil ise mutlaka bir vekaletname bulunması gerekiyor. Kiralama şirketi veya şirketinizle görüşerek bu konuyu halledebilirsiniz, vekaletname verip vermeyecekleri ise onların bileceği iş tabii ki.

Soru 5: Her şeyim tamam, Yunanistan’a arabayla gitmek için hazırım. Peki sınırdan geçmek nasıl? Ekstra bir şey, yapılması gereken bir şey var mı?

Kısaca cevap vermem gerekirse, yok.

Eğer araç sizinse ve yeşilkart ile birlikte yeni çipli ehliyetiniz varsa pasaport kontrolünden sonra rahatlıkla sınırdan geçebilirsiniz. Araç sizin değilse de iki belgeye ek olarak vekaletnamenizi yanınıza aldığınızda hiçbir sıkıntı olmadan İstanbul’dan çıktıktan üç saat sonra kendinizi Yunanistan’da bulabilirsiniz.

Şunu belirtmekte fayda var ki özellikle tatil zamanları sınırda bir hayli birikme yaşanabiliyor. Biz en son gittiğimizde bayram tatiline denk geliyordu ve sınırdan geçmek için tam 7 saat bekledik, bu nedenle eğer seyahatiniz tatil zamanına denk gelecek ise erkenden yola çıkmak isteyebilirsiniz.

Soru 6: Sınırı geçtim. Peki Yunanistan’da herhangi bir otoban ücreti öder miyim, ne kadar?

Yunanistan’a girdikten sonra Egnatia Odos otobanına (A2) giriyorsunuz ve Selanik’e gidene kadar karşınıza 4-5 tane gişe geliyor. Gişelerin bir giriş çıkış gibi sistemi yok. Her gişeden geçerken 1-3 € arası ücretler ödüyorsunuz. Bu nedenle yanınızda 10 €, 20 € gibi küçük banknotlar veya daha önceki seyahatlerinizden kalan bozuk € paralarınızı bulundurmanızı öneririz. İlk gişeden 100 € verip gişede çalışan personelin tribini çekmeyin sonra.

Selanik’e gidiş dönüşte toplamda yaklaşık 20 € otoban ücreti ödüyorsunuz.

Soru 6: Bu Yunanlıların alfabesi bir değişik, yolda tabelaları takip ederken bir sıkıntı çeker miyim?

Günümüzde navigasyon uygulamaları bizi her yere götürüyor. Ancak özellikle sınırdan geçtikten sonra internetiniz olmayacak ve internetsiz bir navigasyon uygulamanız yok ise yol tabelalarını takip etmek isteyeceksinizdir.

Malumunuz Yunanca Latin alfabesine sahip bir dil değil, tarihi milattan önce 8. yüzyılı bulan Yunan alfabesini kullanıyorlar. Haliyle biz de pek anlamıyoruz. Ancak korkmayın, otobanda Yunan alfabesi ile yazılı her tabeladan 100 metre sonra İngilizce versiyonunu göreceksiniz. Bu sayede yolu rahatlıkla takip edebilirsiniz.

Soru 7: Benzin yurtdışında pek ucuzmuş diyorlar, depo boş girip orada mı doldursak? 

Dünyanın en pahalı benzinlerinden birini kullanıyoruz, bu su götürmez bir gerçek. Ancak soruda belirttiğimiz gibi ‘boş depo ile gideyim benzini oradan alırım, ucuza kapatırız’ diye bir şey de maalesef yok. Etrafınızda bunu diyen varsa da inanmayın!

Yunanistan’da Mayıs 2022 döneminde benzinin litre ortalama fiyatı 2,28 €, dizelin ise 1,72 €. € kurunun 17,63 TL’ye ulaştığı şu günlerde hesaplamayı siz yapın, gerçekten ucuz mu anlaşılır. Ama ola ki orada benzin almanız gerekti (biz tam depo ile girip Selanik’e gidiş dönüş yaptığımız için orada almadık),  benzin istasyonlarının hepsinin 24 saat açık olmadığını ve self service olduklarını belirtelim.

Kısa bir not; sınır kapısında uzun bir tır sırası göreceksiniz. O sıraya takılmadan tırların solundan geçip gidiyorsunuz. Çünkü küçük araç, otobüs ve tırların ayrı ayrı geçiş gişeleri bulunuyor. Pazar akşamları dönüşte hafif bir yoğunluk olduğunu belirteyim.

Son olarak, Türkiye’den çıkarken yurtdışı çıkış harcı pulu almanız zaruri elbette. Bunun maliyeti de 2022 yılı fiyatları ile kişi başı 150 TL. Eğer önceden bankadan yatırmadı iseniz hemen gümrük polisi kontrolüne girmeden soldaki binadan alabilirsiniz. Pasaport, vize gibi şeyleri de hatırlatmama gerek yok sanırım.

İşte her şey bu kadar kolay. O zaman bu yaz, bir hafta sonu neden Yunanistan kaçamağı yapmayalım ki?

Daha Fazla