close

Almanya

AlmanyaAvrupa

Nürnberg Gezi Rehberi | Yapılacaklar Listesi

Efendim yapılacaklar listesi, daha da beyaz yakalı adı ile ‘To do list’ : Hangimizin hayatında yok ki bazen buzdolabının üzerinde bir magnete bağlı, bazen ofisimizde masamızın üzerindeki renkli defterde bazen de bilgisayarımızın takviminde. 2017’nin son aylarına girdiğimiz şu günlerde yıl bitmeden yapılacaklar listenize Nürnberg’i eklemenizi öneririm. Geçen sene aynı heyecanla yazdığım Leipzig’te bir benzerini deneyimlediğim Christmas Market’i bir de Nürnberg’de gezmek! Nürnberg Gezi Rehberi nde bu şehrin sadece yılbaşı ruhunu iliklerinize kadar yaşayacağınız bir yer olmasının yanısıra 2.Dünya Savaşı’nın unutulmayan karanlığının cezalandırıldığı Nürnberg Mahkemeleri’ne de ev sahipliği yapan bir şehir olduğunu göreceksiniz.

Nürnberg gezi rehberi

 

Nürnberg Gezi Rehberi – Konaklama

Bir gece kaldığımız Nürnberg’de otel seçimimiz Le Meridien Grand Hotel oldu. Otel merkezde  tarihi bir binadaydı. Odaları gayet geniş ve lezzetli bir kahvaltısı vardı. Pazarların kurulduğu yere rahatlıkla yürüyerek ulaşabildik. Tren garının da tam karşısı. Oteli incelemek isterseniz şuraya bir tık.

Nürnberg Gezi Rehberi: İlk Adımlar

Uçaktan inip otele yerleşir yerleşmez hemen Königstrasse Caddesi’ne girerek caddeyi dümdüz takip ederek bu kar küresi kıvamındaki şehri keşfetmeye başlıyoruz! Etrafta dolaşan sokak şarkıcıları, büyük AVM’lerin mağazaların renkli vitrinleri bizi ufak ufak hazırlıyor yılbaşı pazarı ruhuna. Yol boyunca gıda satan açık tezgahlara uğrayabilir, çiçekçilerin rengarenk tezgahı ile göz banyosu yapabilirsiniz. İnsan imkanım olsa da alsam demet demet diyor gerçekten.

St. Lorenz Kilisesi yol üstünde sağda kalan oldukça görkemli ve güzel bir kilise. Yolu ortaladığınızda uzaktan da görülebilir. Biz içine girmeden yolumuza devam ettik.

Nürnberg’i ikiye ayıran Pegnitz Nehri üzerinde yer alan birçok taş köprü var. Bunları yürüyerek rahatlıkla geçebilir hatta geçerken de bol bol fotoğraflayabilirsiniz. Zaten köprüyü geçtiğiniz yerde artık marketler başlıyor. Bizim en favori köprülerimiz Museumsbrücke (Museum Bridge) ile Fleischbrücke (Fleisch Bridge) oldu. Özellikle Museum Bridge üzerinden geçerken eskiden zenginlerin maddi durumu iyi olmayan kişilerin tedavi olabilmesi için yaptırdığı hastane yani Heilig-Geist-Spital’i uzaktan görüp güzel fotoğraflarını çekebilirsiniz.

Christmas Market Zamanı

Gelelim Nürnberg Gezi Rehberi için ana odağımız Nürnberg Yılbaşı Marketi’ne. Nürnberg yılbaşı marketi aslında 3 – 4 alana yayılmış. Bu anlamda Liepzig’e göre oldukça büyük. Daha Museums Bridge’in üstündeyken beyaz kırmızı tenteleri ve tentelerin üzerinden tüten dumanları görüyorsunuz. Köprüden devam ettiğinizde sağınızda kocaman Frauenkirche yani Church of Our Lady solunuzda ise 1. büyük pazar var. Pazarın girişinde yapılacak ilk şey bence hemen yanındaki merdivenlerden yukarı çıkıp pazara kuşbakışı bakmak.

Pazar yine klasiklerle dolu: Envai çeşit insanı zivanadan çıkartan süsler, mumlar, kokusu pazara yayılan şekerli tarçınla kavrulmuş kuruyemişler, Alman sosisleri…

 

Buraya ciddi bir zaman ayırıp her standı tek tek gezdikten sonra marketin tam karşı çaprazında büyük bir kalabalığa doğru yöneliyoruz. Kalabalığın nedeni Schöner Brunnen, yani çeşme. Burası barok döneminden fırlamış gibi gayet gösterişli, süslü ve kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Özelliği de şu; etrafının çevrili olduğu demir parmaklıklara uzanıyorsunuz ve orada altın renginde duran yuvarlak halkayı dilek tutarak çeviriyorsunuz. Rivayete göre o halkayı çeviren kişinin dilekleri gerçek oluyormuş. İtiraf ediyorum, size sonucu söylemek için bu yazıyı bu kadar beklettim demek isterdim. Tabii bu işin şakası ama merak edenleriniz varsa dileğim olmadı.

Nürnberg kendinizi insan kalabalığına bıraktığınızda sıkılmadan, arkadaşlarınızı kaybetmeden, tezgahlarda sıra beklemeden dolaşabileceğiniz bir yer.

Im Keller

Nürnberg sosisi ile meşhur bir yer. Bu nedenle pekçok tezgahta bu sosisi (bratwurst) görebileceğiniz gibi, irili ufaklı lokal restoranlarda da bu lezzeti denemeniz mümkün. Biz ilk gün öğlen tezgahlarda abur cubur ile karnımızı doyurduğumuz için akşam üzeri bir yorgunluk birası eşliğinde dinlenerek yemek yemeyi tercih ettik. Restoranlar genelde basık, kapanç kapanç ve ışık almayan eski yerler. İçeri girdiğinizde sizi inanılmaz bir gürültü ve ağır bir koku karşılayacak. Bu nedenle eğer hava güzelse dışarda oturmayı tercih edin.

Biz Im Keller’ i tercih ettik bunun nedenlerinden biri hem popüler yerlerden biri olması hem de maalesef bütün kaynaklarda mutlaka adı geçen popüler Zum Galden Stern’in ve Bratwursthausle’nin oldukça kalabalık olmasıydı. Im Keller 3 katlı oldukça büyük bir mekan. Kapıda ‘yer var mı?’ diye sorduğumuz Bavyera kıyafetli tatlı kız bizi baya dolanbaçlı yollardan götürüp merdivenlerden indirip çıkartınca birden cadıya dönüşüp bizi mi kesecek acaba diye düşünmedik değil. Meğerse her katta ayrı bir loca, her loca da ayrı bir gruba özel eğlence varmış.Biz küçük 3 kişilik grubumuzla en sonunda bir masaya yerleştik.

Şimdi bu bratwurst’ta konsept iştahınıza göre 6’lı-8’li ya da 10’lu yemek oluyor. Altında lahana turşusu sotesi ya da patates salatası, yanında Alman ekmeği ile sunuyorlar. Ben tercihimi lahana turşusu sotesinden yana kullandım.

  • 6’lı : 6.90 €
  • 8’li : 8.90 €
  • 10’lu :  10.90 €

Lezzetli ama biraz yağlı idi. Kendi adıma geçen sene Leipzig’te yediğim sosisleri daha beğenmiştim diyebilirim. Menüde şinitsel, dana eti gibi alternatif yemekler de var.

Dürer Evi – Nürnberg Kalesi – Weisgerbergasse Sokağı – Ehekarussell Çeşmesi

Kiliseleri bir kenara koyduğumuzda ve Nürnberg Gezi Rehberi dendiğinde sanırım görmeniz gereken temel yerler bunlar. Yemeği yedikten sonra şehrin ünlü yapan ünlü ressam Albercht Dürer’in evine doğru yola çıktık. Sanatsever arkadaşlarım beni taşlamayacaksa itiraf etmem gerekir ki evi gezmedik. Aralık ayında olmamıza rağmen hava o kadar güzeldi ki kaçırmak istemedik.

Hızlıca Nürnberg Kalesi’ne çıktık ve içinden geçip güzel bir manzaradan aşağıya doğru indik. Yine yılbaşı pazarının oraya gelerek pazarı solumuza alıp devam ettik ve Nürnberg’i googleladığınızda karşınıza çıkacak ikonik sokak fotoğraflarının kaynağı Weisgerbergasse sokağına yürüdük. 4-5 katlı klasik Alman evlerinden oluşan bu sokaktan gerçekten ‘hiç kimse geçmesin sadece evleri göreyim’ diye istiyor insan. (Ne bencilce değil mi?) Biz de bunu mu düşündük nedir, gerçekten hiç kimse geçmiyordu bu sokaktan. Havanın biraz kararmasının da etkisi vardı sanırım, haliyle fotoğraf da çekemedik.

Ehekarussell Çeşmesi

Burada karşınıza çıkacak bugüne kadar gördüğüm en ilginç heykellerden biri Ehekarussell. Burası aslında bir çeşme ancak etrafındaki heykeller bir aşk şiirinden esinlenerek yapılmış ve evliliğin 6 evresini anlatıyor.

Ben sırayla fotoğraflamaya çalıştım.

  1. Erkeğin kadına ilan-ı aşk etmesi
  2. Kadının sıkıntıdan kilo alması
  3. Çocuklarla birlikte mutlu bir an (Nasıl o aşamaya geçtilerse!)
  4. Erkeğin zivanadan çıkarak kadını boğmaya çalışması
  5. Barışmaları
  6. Yine mutsuzluk bu sefer erkek kadını zincirliyor.

Umarım evreler gerçek hayatta böyle değildir!

Machhörndl Kaffee im Cramer & Co

Popüler alışveriş caddelerinden Karoline Strasse ve Breite Gasse ve etrafındaki daracık sokaklarda kaybolup artık kendimizi güzel bir kahve ile ödüllendirmek istedik ve çok tatlı bir mekan keşfettik. Burası sadece 3.dalga kahveci değil aynı zamanda çeşitli tasarım ürünleri de bulabileceğiniz bir mekan.

Five Diner

Otelimizde kahvaltı almayıp özellikle dışarda kahvaltı yapmayı tercih ettik. Yine tavsiyelerden yola çıkarak yılbaşı pazarının kurulduğu yerin daha sakin arka sokaklarında yer alan Five Diner’a gittik. Tavsiyem rezervasyon yapmanız. Biz rezervasyonsuz gittik ve yer yoktu. Ama erken gittiğimiz için bizi saat 11:00’de gelecek bir grubun masasına oturttular.

Çeşitli isimlerde tatlış kahvaltı tabakları olan bir yer. Biz iki farklı tabak seçip, muhteşem Alman ekmeklerine gömülerek hafif yağmurlu bir pazar sabahında oldukça lezzetli bir kahvaltı yaptık. Eğer kahvaltınızı otelde almadıysanız tavsiye ederim.

 

Alman ekmeklerinden yola çıkarak aslında Alman fırınlarından çıkan herşeyin efsane olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle sokaklardaki herhangi bir pastaneyi de gözünüz kapalı deneyebilirsiniz.

Lebkuchen Schmidt

Nürnberg’ten hafif ve tatlı bir hediyelik ne alayım derseniz ikonik kurabiyesi ‘lebkuchen’ alın derim. En popüleri Lebkhucken Schmidt isimli tarihi bir dükkan. Önünden ne zaman geçsek içerisi adım atılmayacak kadar kalabalıktı. Süslü, özenli metal kutularda çeşit çeşit kurabiyeler satılıyor, fiyatları biraz pahalı. Buradan almak istemezseniz de yılbaşı pazarındaki tezgahlarda pekçok çeşidi daha uygun fiyatlara satılıyor.

En başta söylemeyi unuttum, lebkuchen ballı ve bol baharatlı içinde badem ceviz gibi kuruyemişlerin olduğu  bir çeşit kurabiye.

Gelelim Nürnberg Mahkemeleri’ne…

İkinci günümüzün yaklaşık 2,5 saatini buraya ayırdık, otele 10-15 dk uzaklıktaydı. Nürnberg Gezi Rehberi için es geçmemek gereken bu yerin tam adı ‘Documentation Center Nazi Party Rally Grounds’ diye geçiyor. İçeri bilet alarak giriş yapıyorsunuz, her ne kadar merkezde sergilenen herşeyin açıklaması olsa da arka planda yaşananları dinlemek için telsiz rehberlerden alsanız iyi olur. Merkez çok komptakt ve düzenli. Girdiğiniz yerden okları takip ettiğinizde çıkışa kadar hiç bir kronolojiyi atlamadan gezebilirsiniz.

Yaşananları tüm gerçekliği ile hem basılı hem digital içeriklerle desteklendiği, tarihin yeniden canlandırıldığı bir yer burası. Toplama kampı vs görüntüler yok ancak mahkeme sürecinde yaşanan herşey ve deliller, ses kayıtları ve evraklar nedeni ile benzer hissiyatlar uyandırıyor insanda. Gerçekten görmeden dönmeyin. (Tabii eğer ilgili iseniz.)

Hans im Glück

Nürnberg Gezi Rehberi mizin son durağında konudan hızlı bir şekilde kaçarsak sizi kendi adıma 2017’nin en lezzetli keşfi diyeceğim bir hamburgerciye götürmek istiyorum! Almanya’da gittiğim 4.şehir olmasına rağmen burayı daha önce nasıl atlamışım ben de bilmiyorum. Otele dönüş yolumuzda Konig Strasse üzerinde çok deli dekorasyonlu bir yer. Her taraftan renkler, bambumsu kökler falan çıkıyor.

Burgerler 8 € – patates kızartlamaları 4 € – 5 € civarında. Çok lezzetliydi gerçekten hala sayıklıyorum. Mutlaka ama mutlaka bir öğününüz buna ayırın.

Yılsonlarında en büyük motivasyonum böyle iç ısıtan küçük şehirleri gezmek. Umarım siz de gezer ve en az benim kadar beğenirsiniz!

Bir başka Christmas Market macerası için Bir “Christmas Market” Masalı yazımı da okuyabilirsiniz.

Daha Fazla
Almanya

Adını Söyleyemediğimiz Yerlere Gitmek

Şimdi başlığı görünce bu kız İzlanda’nın popüler yanardağı “Eyjafjallajökull” a gitmiş sanmayın (ki inşallah bir gün o da olur.) Benimkisi Münih’e 3 saat uzaklıktaki Bavyera dolaylarındaki Füssen köyünde yer alan, romantik mi romantik biraz hüzünlü bir hikayesi olan Neuschwanstein Şatosu.

Bugüne kadar yazdığım yazılardan da fark etmişseniz gördüğüm yerlerin tarihini anlatmayı tercih etmiyorum; ama sanırım binanın içinde dolaşıp o hayali biraz hissedince yer vermem gerektiğini düşündüm. Neuschwanstein; zeki ve fazlaca romantik Bavyera Kralı 2.Ludwig’in sözlükteki tam anlamıyla inzivaya çekildiğinde kendisini daha fazla sanata ve doğaya adayabilmek için kullanmak üzere hiçbir masraftan kaçınmayarak yaptırdığı bir şato. Dünyevi işlerden çok uzakta olan 2.Ludwig, gerçekten bir servet harcayarak kendi hayal dünyasının yansıması olan, masalsı bir şato tasarlatmış. Öyle ki şato bugün Disneyland’ın logosuna ilham olmuş. Ancak yapımına 1869’da başlanan şato maalesef kralın öldügü sene olan 1886’da tamamlanabilmiş. Yani kral içinde çok az yaşayabilmiş. Ülkenin servetini böyle maliyetli ve gösterişli bir şatonun yapımına harcayan kralı zihinsel rahatsızlıklarını bahane ederek Berg Şato’suna hapsetmişler. Maalesef bir süre sonra kendisinin cansız bedeni gölün sularında bulunmuş. Bugün yaklaşık 1.5 milyon turistin ziyaret ettiği bu görkemli yapının ileride turizm açısından ülkenin kaybolan servetini karşılayıp karşılamadığını çok merak ediyorum.

O zaman romantik bir seyahat rotasına hazır mısınız?

Soğuk bir Şubat ayının cuma akşamı Münih’e uçtum ve sonra havalimanı’ndan araba kiralayarak yaklaşık 3 saat uzaklıktaki Fussen’in Hopfensee kasabasına geldim. Geldiğimde gecenin bir yarısıydı ve etrafta kendi nefesimden başka ses yoktu gercekten! Lapa lapa yağan karın altında otelimi buldum ve fakat o da ne?

Otel kapı duvar, camda bana bir not:

  • Lütfen arka kapıya gidiniz…
  • Peki arka kapıya gittim, yine bir not Lütfen paspasın altına bakınız…
  • Peki oraya da baktım, gülmeyin orada da bir not: Lütfen x. saksıdan anahtarınızı alınız…

Çok şükür bu sondu ve ben bütün detayların yer aldığı kağıtla birlikte otele giriş yapabildim. Adamlar kendilerine ve bana ne kadar güveniyorlarmış siz düşünün.

Sabah sanırım o güne kadar gördüğüm bu-hayatımda-gördüğüm-en-beyaz-donmuş-göl-olabilir manzarasına uyandım. Meğerse burada gerçekten büyük ve güzel bir göl varmış. Yine yoğun bir sessizlik, etrafta sadece köpeğini dolaştıran emekli çiftler var. Sanırım burası yazları donmamış gölü ile daha güzel olabilir. Neyse otelde bol milyöflü, peynirli ve şarküterili klasik bir Alman kahvaltısı yaptıktan sonra 15-20 dakika uzaklıktaki Neuschwanstein Şatosu’na doğru yola koyuldum.

 

Yol boyunca klasik Bavyera evlerinin olduğu irili ufaklı köylerden geçiyorum ve  bir kısmını dönüşte ziyaret etmek üzere aklıma yazıyorum.

İlk olarak geleceğiniz yer Hohenschwangau isimli bir köy merkezi (bir kaç otel-restorandan oluşuyor). Arabayı otoparka park edip hemen etrafı gezmeye başladım. Unutmadan şatonun biletlerini online almakta fayda var, hem uzuuuun sıraya girmezsiniz hem de olası bir sürpriz ile karşılaşmazsınız.

Online aldığınız biletinizi köydeki bilet merkezinden alabilirsiniz. Biletin fiyatı 13.80 € idi o dönemin fiyatlarında…

Benim gittiğim dönemde şansıma satonun bir bölümü tadilattaydı maalesef, o nedenle köyden şatonun çekilen fotoğrafları çok düzgün çıkmadı.

Köy merkezinden şatoya yaklaşık 15-30 dakikalık, hafif yokuş ama bool ağaçlıklı gerçekten çok romantik bir yol var. Mutlaka yürüyün… Hem temiz havayı içinize çekin hem de o dönemin ruhunu hissedin.

Şatoya girmeden ufak bir alan var, zaten kalabalıktan da anlarsanız burası fotoğraf çekilmek için hazırlanmış bir yer. Bol bol fotoğraf çekip, buranın hakkını verdikten sonra bilet üzerindeki saatin yaklaşmakta olduğunu fark edip hızlıca içeri girdim.

Şatoya bir rehber eşliğinde gruplar haline giriyorsunuz. Size her yeri ingilizce olarak anlatıp gezdiriyorlar. Oldukça detaylı olarak korunan odalar, eşyalar, yataklar, şömineler beni çok etkiledi gerçekten ve 2.Ludwig’e üzülmedim değil. Eğer sistemleri değişmediyse içeri fotoğraf makinası dahil birşey alamıyorsunuz ve fotoğraf çekmek yasak.

Şato turu yaklaşık 1 saat sürdü. Maalesef şatoda konaklamak mümkün değil. Şato gezmesi bitince yine yürüyerek merkeze indim. Maalesef restoran için çok alternatifiniz yok…dedim ama sanırım ömrü hayatımda içtiğim en lezzetli çorbalardan birini içtim. Maalesef tek kelime ingilizce bilmeyen bir garson ile menüdeki tek çorba seçeneğini seçerek anlaştığımdan inanın içtiğim şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Biriniz giderse ve bana yazarsa çok sevinirim. Yemek yediğim yerin adı “Allgauer Stuberl”

Yemekten sonra biraz daha etrafı dolaştım, anladığım kadarıyla burası sadece turistlerin değil lokallerinde hafta sonlarını değerlendirmek için uğradığı bir yer. Pek çok lokalin ailesi ile gelerek gezindiğini ve oyunlar oynadığını gördüm.

Dönüş yolumun üzerinde olan birkaç küçük kasabayı da ziyaret ettikten sonra otelime geçtim.

Ertesi gün otelden ayrılmadan güzel bir kahvaltı yaptım, donmuş gölün üzerinden bembeyaz fotoğraflar çektim ve havalimanına doğru yola koyuldum.

Sadece şato için olmasa bile yolunuz Münih’e düşerse mutlaka Neuschwanstein Şatosu’na uğrayın.

Sevgiler

 

Daha Fazla
Almanya

Bir “CHRISTMAS MARKET” Masalı

Çoğunuzun masmavi denize karşı uzandığı sıcacık kumsallarda bu yazıyı okurken başlığa bakıp “Saçmalama ne yılbaşısı, daha çok var” dediğinizi duyar gibiyim. Ama Kurban Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatili bittikten sonra, yılın son günlerinde ufak bir kaçamak daha yapmak isterseniz şimdiden planlarınızda yer alması gereken bir destinasyon önerim var: Leipzig!

IMG_9105

Şahsen yılbaşı ruhunu, ortalıkta dolasan kırmızı & yeşil renkleri, kar kürelerini ve noel babaları hep çok sevmişimdir. Yeni başlangıçlar, geçmişe vedalar, dilek listeleri, paket paket hediyeler!

(daha&helliip;)

Daha Fazla