close

Üçleme dediğinizde aklınıza neler gelir: Rakı-Kavun-Peynir / Deniz-Kum-Güneş / Gez-Göz-Arpacık… Liste uzar gider değil mi? Ama şimdi size Yüzüklerin Efendisi’ni bile geride bırakacak yeni bir üçleme söyleğeceğim: Adana-Tarsus-Mersin!

Bir yaz günü planlamaya başladığım bu gurme gezimi, ılık bir kasım hafta sonunda gerçekleştirdim. Çok sıcaklarda rahat yemek yiyemem diye özellikle kasımı seçmiştim zaten, zorlasak Mersin’de denize bile girilirmiş.

Detaya girmeden önce iki noktayı vurgulamak istiyorum:

  • Diğer yazılarımdan farklı olarak bu geziyi “yemek” bazında grupladım.
  • Rotam, araba kiralayarak Adana – Tarsus – Mersin – Narlıkuyu – Mersin şeklinde oldu.





Börek

“Şimdi Adana’da sabah kahvaltısına sadece börek ile mi başlıyorsun?” diyebilirsiniz. Ama demeden önce lütfen sabırlı olun ve fotoğraflarıma bakın. Adana söz konusu olunca gerçekten herkes “ciğer ile güne başlayın.” diyor. Haklı bir yanları vardır illaki ama ben size kesinlikle Levent Börekçilik’in su böreği ile başlayın diyeceğim. Yüreğir Oto Sanayi içinde küçük bir el arabasında, önündeki kalabalıktan hemen bulabilirsiniz. Biz 7:00 uçağına bindiğimizden saat 08:45 gibi orada olabildik. Önceden aramıştık ama isim vermediğimiz için ufak bir karışıklık olmuş börek bitti dediler. Çok üzüldük ama onlar da bir o kadar vicdanlı çıktı ki bize tadımlık birer parça börek verdiler. Sonra şansımız yaver gitti ve ek bir tepsi daha geldi.

Müthiş organizeler, siparişlerini çok iyi takip ediyorlar ve kimsenin hakkını kimseye yedirmiyorlar. O son tepsinin sahibi varsa böreğe 5 parmak mesadefe olsanız bile yiyemiyorsunuz. Bu arada altını çizmekte fayda var, bir kağıdın üzerinde demli çay ile servis edilen oldukça salaş bir kahvaltı deneyimi bu.

Gelelim lezzetine… sıcacık, üstü nar gibi kızarmış çıtır çıtır, ortasındaki peynirin tazeliğinden ve bolluğundan gittikçe enine yayılan bir börek. Oldukça hafif; ne yerken ne de sonrasında varlığını hissetmiyorsunuz.

Bu lezzeti kaçırmamak için mutlaka Levent Börekçilik’i bir gün önceden arayıp kaç kişi olacaksanız ayırması için kendilerine haber verin. Kısaca; bu börek sizi öperek uyandıracak!

Muzlu Süt

Kazım Büfe aslında kahvaltı için önerilen alternatiflerden biri, ancak sabaha tost ile başlamak istemedik. Bu nedenle yine Kazım Büfe kadar meşhur bir şey olan muzlu sütünü içtik. Böreğin üstüne çok iyi geldi. Tek sıkıntı içinde bolca şeker var, belki önden uyarıp şekeri azaltabilir ya da sadece bal ilave ettirebilirsiniz.

Bu arada Kazım Büfe’nin porsiyonları bir garip, 1 porsiyon muzlu süt aslında 1,5 su bardağına eşit. Dolayısıyla ya yarım porsiyon söyleyin ya da paylaşın.

img_7323

Kuşgözü Lahmacun vs. Humus

Tarsus’ta yemeniz gereken iki temel lezzet var; kuşgözü lahmacun ve humus. Özellikle, daha önce humus yediğinizi zannediyorsanız lütfen yediklerinizi bir kenara bırakın; hatta unutun! Biz mekan olarak Tarsus Amerikan Kolej’in yakınındaki Yeşilova’yı tercih ettik. Girişi pasaj içinde ama oturma yerleri adeta bir vaha gibi çok güzel bir bahçe içinde. Masamızı hemen donattılar (zaten bu üçlemedeki her yerde masayı önden yeşillik, turp ve domates ile donatmak standart) sonra tabak tabak humus-kuşgözü lahmacun-tahinli meze-atom-sıcak pideler geldi. Neyi nereden nasıl yiyeceğimizi şaşırdık. Bir de yanına şalgam söyledik. Çok çok lezzetliydi. En son kuşgözü lahmacuna humus sürüp yiyordum siz düşünün artık.

img_7346

Mersin sularında bir lagos balığı

Mersin’e akşam üzeri 18:00 gibi geldik. Marina’nın hemen karşısındaki Sultasa Hotel’de kaldık, 4 yıldızlı ve temiz bir otel.

Akşam yemek tercihimiz herkesin mutlaka balık yiyin demesinden dolayı arkadaşlarımızın da tavsiyesi ile Kargıpınarı’nda Balıkçı Kemali’ye gittik. Ortaya bol salata ve lagos ile barbun söyledik. Ben lagos’u ilk defa yedim, biraz büyük kılçıklı ama lezzetli, beyaz etli bir balık.

Aslında balık için bana verilen ve benim de size vereceğim tavsiye gündüz Narlıkuyu’ya gitmek ve o güzelim koylardaki salaş balıkçılarda daha kallavi bir balık ziyafeti çekmek. Biz maalesef akşam olduğu için gidemedik.

Künefe&Şıralı Börek

Balıktan sonra orada yaşayan arkadaşlarımız bizi ısrarla künefe yemeye götürmek istedi, ben de ısrarla künefenin tadını bildiğimi ve onun yerine kerebiç tatlısı yemek istediğimi söyledim.

Allahtan, çok şükür, bin şükür beni dinlememişler de beni mutluluktan kendi kendime güldüren, dış dünya ile bağlantımı kesen o ha-ri-ka künefe ve şıralı börek ile tanıştırmışlar!

Sıcak, yumuşacık, lezzetli tuzsuz bir peynirle yapılmış Mersin künefesi ve yine aynı kategoride şıralı börek… Bu ikili sanırım bu seyahtimde liste başım. Gerekirse Tantuni yemeyin, balık yemeyin ama bu ikisini mutlaka yiyin. Biz bu unutulmaz deneyimi Künefeci Emin Usta’da yaşadık.

Sıkma

Bu kadar yemenin üzerinden 8 saat geçmişti ve Travel Bakery hala acıkmamıştı. Kendisini sabah sabah sahil yolunda yürüyüşlere vurdu ve sadece bir kahve içti.

Mersin’de kahvaltı için en sık önerilen şey Narlıkuyu’da Cennet – Cehennem Mağaraları’na çıkarken (Narlıkuyu 1 saat uzaklıkta) yol üstündeki kahvaltıcılar. Biz hem aç olmadığımız için hem de o kahvaltıcılarda farklı birşey yiyeceğimize inanmadığımız için kahvaltı etmedik ama biraz zaman geçtikten sonra o kahvaltıcılardan birinde sıkma yedik.

Sıkma aslında bana göre gözlemenin bir başka versiyonu; yufka içinde peynir-patates-ıspanak gibi malzemelerden dürüm yapılıyor ve sac tava üzerinden pişiriliyor. Yanına da açık ayran içtik. Orada beğendiğiniz her hangi bir yere gidebilirsiniz bu arada.

Tantuni

Kendisi Mersin’in milli yemeği. Her ne kadar yerel arkadaşlarım “eskisi kadar iyi tantuni yapan yer yok” dese de ben yediğimden çok memnun kaldım. İnsan sorar kendine bu eskisi kadar güzel değilse eskisi nasıl birşey acaba? Daha ne kadar mükemmel olabilir?

Biz Göksel Tantuni’yi tercih ettik. Listemizde yer alan alternatiflerden biriydi ve seçmemizin özel bir nedeni yoktu yakınlarımızda orası vardı orayıa gittik.

İnce dürümlü (tek dürüm olarak da söyleyebilirsiniz) bol yağlı, baharatlı et o kadar ama o kadar lezzetli ki ilk lokmadan sonra nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Hem damağınızda yağ tadı bırakmıyor hem de lezzet her bölgeye eşit bir şekilde yayılmış ve oldukça hafif (ki bu üçlemede yediğim her yemek için yapabileceğim bir yorum)

Kerebiç, Mamül ve Cezerye

Tantuni üzerine maalesef daha önümüzde yiyecek çok şey olduğu için kerebiç, mamül ve cezeryeyi  Dondurmacı Halil Usta’dan paket yaptırıp yanımıza aldık. Her ikisi de yaklaşık 1 hafta tazeliğini koruyor.

Kerebiç alırken önemli bir nokta şu: yanında beyaz kaymağımsı bir tatlı ile servis ediliyor. Eğer onu ayrı yemek istiyorsanız ya da kerebiç ile karıştırmak istemiyorsanız (ben yola gideceğim için istemedim) bunu mutlaka paket yaptırırken söyleyin. Hepsini aynı yere koyarlarsa sıkıntı olabilir.

  • Kerebiç içi ceviz ya da fıstıklı kurbiye gibi ama daha aromatik.
  • Mamül bunun içinde hurma olanı.
  • Cezerye de havuç ezmesinden yapılan bir tatlı.

Taş Kadayıf ve Gönül Bohçası

Adana’ya dönene kadar midemizde biraz yer açıldı ve ben listemde olan Tatlıcı Gönül Kardeşler’e gidebildim. Burası tapas bar kafasında. Sıra sıra tatlılar dizilmiş  ve siz önünüzdeki kağıtlarla istediğinizi kendiniz alıp yiyorsunuz sonra doyduğunuzda kasaya ödemenizi yapıyorsunuz.

Taş kadayıf ve Gönül Bohçası Adana’nın meşhur tatlılarından. Gönül bohçası fıstık tabanlı içi kaymaklı baklava hamuruna sarılı bir harika, taş kadayıf da içi kaymak ya da ceviz ya da fıstık alternatifinden oluşan bir başka harika. Şuurunuzu kaybetmemek çok zor benden söylemesi.

Ve Final…Adana Kebap

Okuduğum bloglarda doğru olan tek birşey var, Adana’da nerede yerseniz yiyin kebabı iyi yapıyorlar. Biz bu söylemden yola çıkarak rastgele bir yere gitmedik tabii ki.

Listemdeki ilk yer olanYeşilKapı Kebapçısı’nı aradık maalesef pazar kapalıydı. O nedenle Kaburgacı Yaşar Usta’ya gittik. İlk girişte bizde azıcık turistik yer imajı uyandırsa da sonra masalarda oturanlardan lokal bir yer olduğuna ikna olduk. Adana’da kebap yerine kıyma diyorlar. Biz de bir kıyma ve kaburga söyledik. Ben ciğer yemek istiyordum ama maalesef kalmamış. Bu geziden kendime not tamam pes ediyorum bir daha Adana’ya gidersem sabah kahvaltıda ciğer yiyeceğim – şaka tabii ki-

Kebap ne kadar harika ve unutulmaz bir lezzete sahipse maalesef kaburga da bir o kadar kötüydü. Etleri sinirinden yiyemedik. Bence maceraya gerek yok siz bir kebap bir de bulabilirseniz ciğer söyleyin en temizinden. Bu arada İstanbul’da yediklerim kebap değilmiş çok netim bu konuda.

Bu yazımda mümkün olduğunda yemeklerin adını yazmaya çalıştım, çünkü aslında her yer çok iyi yapıyor. Daha doğrusu en iyisini yapan tek yer yok. Herşey doğal-temiz olduğu için de bu böyle aslında. O nedenle sizin farklı bir restoran listeniz olabilir.

Afiyet olsun!

Tags : adanaadana gezilecek yerlergöksel tantunihumuskebapkerebiçkünefelevent börekçilikmersinmersin gezilecek yerlertantunitarsustarsus gezilecek yerlertatlıcı gönül kardeşler
travelbakery

The author travelbakery

1 Yorum

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.