close
Avrupaİtalya

Venedik Seyahat Notları

Gezen Kafa’daki ikinci yazımda Venedik şehrinden bahsetmeye, bir arkadaşımın bu şehre gideceğini tesadüfen öğrenmemle karar verdim. Mayıs 2016’da 2,5 gün ziyaret etme fırsatı bulduğum İtalya’nın kuzeyinde bulunan bu tarihi şehri hatırlamak bana çok iyi geldiğinden hemen sizlerle paylaşmak istedim.

Venedik, lagunların birleşiminden oluşan ve turistler için oldukça popüler kabul edilen bir ada şehri. Ana kara ve tarihi ada olmak üzere şehri ikiye bölersek, akıllarda olan asıl bölge tarihi ada içinde kalan eski şehir diyebilirim. Venedik yerlileri daha çok ana karada bulunan “Mestre” ‘de yaşıyor. Venedik, bu seneki 10 günlük Roma-Amalfi Kıyıları-Floransa-Venedik’ten oluşan İtalya rotamın son noktasıydı.

Venedik Şehrine Ulaşım

İtalya’da farklı şehirleri de ziyaret ettiğimden Floransa’dan Venedik’e hızlı tren ile yaklaşık 2 saatlik bir sürede ulaştım. İtalya’da tren hattı oldukça yaygın olduğundan birçok şehrinden Venedik’e hızlı tren ile seyahat edebilirsiniz. Yolculuktan 2 ay kadar önce biletimi Tren Italia üzerinden 29 €’ya aldım. Ebette yolculuktan birkaç gün önce de biletleri alabilirsiniz ancak fiyatlar ciddi anlamda artıyor, bilginiz olsun.

Türkiye’den Venedik San Marco hava alanına hava yolu ile ulaşım da önerebileceğim diğer bir alternatif. Dönüşte San Marco hava alanından Atatürk hava alanına aktarmasız uçarak seyahatimi tamamladım.

IMG_1106

Nerede kaldım?

Tercihimi tren istasyonuna yakın olan Santa Croce bölgesinden yana kullandım. Otelim “Piccin House”, Santa Lucia tren istasyonuna 15 dk. yürüme mesafesinde bulunuyordu. Venedik ara sokaklarında GPS iyi çalışmadığından oteli ilk gittiğimde bulamadım ve otel işletmecisini aradım. Kendisi çok hızlı bir şekilde beni karşılamaya geldi ve valizimi taşımama yardımcı oldu. Siz de tren ile Venedik’e ulaşacaksanız GPS ve dar sokakları düşünerek Santa Croce’da kalabilirsiniz.

Otel dediğime bakmayın, bina dışında bir tabelası yok. Piccin House, 4 odası ve ortak alanı bulunan bir ev. Tuvalet ve duş diğer konuklarla paylaşımlı. Eski şehirde konaklama oldukça pahalı olduğu için gecelik 65 € ücreti olan ortak banyolu bir konaklama şekli tercih etmek durumunda kaldım. İki ya da daha fazla kişi seyahat edecekse bu tutarlar bir nebze düşebilir. Aynı odada birçok kişi ile konaklamak sorun olmaz diyorsanız hosteller bir miktar daha ekonomik olabilir. Otel konusunda çok bir beklentim olmamasına rağmen oldukça memnun kaldığımı söylemeliyim. Piccin House işletmecisi Vincent çok tatlı birisi ve bana şehirde gezilecek noktalar, vaporettolar ve yemek yerleri konusunda çok güzel bilgiler verdi. Evde benden başka 2 Fransız aile daha kalıyordu ve sürekli sohbet etmek istiyorlardı. Ben de konaklamam süresince bu keyifli sohbetin tadını çıkardım.
Ortak alanda kahve makinesi, birçok çeşit kahve, çay, meyveler, süt, peynir, kruvasan gibi yiyecek ve içecekler bulunuyor, hepsi ücretsiz. Buzdolabını keyfinize göre açıp karnınızı doyurabiliyorsunuz. Ortak banyo deneyimini ilk defa bu sene yaşadım ancak korkulduğu gibi değildi. Vincent oldukça titiz olduğundan sürekli elinde temizlik malzemeleri ile banyoyu temizliyordu.

İkinci bir seçenek olarak konaklama için Venedik’in hemen dışında kalan Marghera bölgesindeki kamping alanlarını da tercih edebilirsiniz. Buralar hem uygun bütçeli seçenekler sunuyor, hem de şehir içine servisleri ile birlikte ulaşım sıkıntısı yaşamıyorsunuz.

IMG_1124

Şehir içi Ulaşım

Yürümekten hoşlanırım diyorsanız Venedik eski şehrinin tadını kanalların arasındaki dar sokaklarda gezinerek çıkarabilirsiniz. Her sokağı ayrı güzel olan bu şehirdeki sokakların bazıları oldukça dar olduğundan kimilerine bunaltıcı gelebilir, hatta GPS çekmediğinden kaybolmanız da muhtemel. Yine de bu durum özellikle geceleri sokaklarda yürürken bir film karesindeki baş kahraman olarak kendinizi hayal etmenize engel değil. Sokaklarda ana meydanlar sarı oklar ile gösterildiğinden, istediğiniz meydana ulaşmanız için bu okları takip etmeniz yeterli. Otelim Piazzale Roma meydanına yakın olduğundan bu tabelayı takip ederek navigasyona gereksinim duymadan otelime rahatlıkla ulaştım.

Yürümeyi sevmeyenler için Vaporetto isimli feribotlar mevcut. Ben tercihimi yürümekten yana kullansam da Venedik’e bağlı Burano ve Murano adalarını da ziyaret etmek istediğimden daha ekonomik olacağı için 20 €’ya 24 saatlik vaporetto bileti almamı öneren bilet gişesindeki hanımefendiyi dinledim. Tek yön bir adet vaporetto ücreti 7 € olduğundan ve de Burano’ya ulaşmak için Murano adasından geçmek gerektiğinden bu seçimin oldukça karlı olduğunu düşünüyorum.

Vaporettolar için dikkat edilmesi gereken nokta, birden fazla numaralandırılmış hatlar mevcut her hat her noktaya gitmediği gibi aynı lokasyonlara farklı sürelerde gidebiliyor. Detaylı bilgiyi buraya tıklayarak alabilirsiniz.
Kısa bir not. Eğer yukarıda belirttiğimiz Marghera bölgesinde kalıyor iseniz, oradan geleceğiniz servis büyük ihtimal sizi Tronchetto’da bırakacaktır. Buradan People Mover adlı tramvayı kullanarak şehrin biraz daha içine girebilir ve gezinize başlayabilirsiniz.

IMG_3803

Nereleri Gezdim?

Venedik’in her sokağı, her kanalı, her meydanı ayrı keyifli diyebilirim. İtalyan mimarisinin güzel evlerine bu şehirde de rastlamak mümkün. Bu nedenle önerim, eski şehir içerisinde canınızın istediği yöne doğru yürümeniz. Yalnız dikkat, bazen gittiğiniz yol çıkmaz sokak olup kanala açılabilir. Ancak karşılan manzara o kadar güzel çıkabiliyor ki geri döndüğünüz yolu çoğu zaman dert etmiyorsunuz. Sokakların ve yapıların benzerliği ilk 3 günden sonra sıkıcı gelmeye başlayabildiğinden Venedik için maksimum 3 gün zaman ayırmanızı öneriyorum.

IMG_3798

Şehrin kalbi olarak kabul edilen San Marco meydanı, tüm turistlerin en uğrak noktası olduğundan bu meydan sabahları da akşamları da oldukça kalabalık. Çok kalabalık yerlerden hoşlanmadığım için San Marco’yu sevdim diyemeyeceğim ancak objektif bakacak olursak 500×1000 metre ölçülerindeki bu meydanın atmosferi özellikle akşam saatlerinde hoş diyebilirim. Meydanda bulunan San Marco bazilikası ve Torre dell’orologio saat kulesini ziyaret edebilirsiniz.

San Marco meydanına vaporettolar ile Piazzale Roma meydanından (1 numaralı hat) yaklaşık 40-45 dk da ulaşmanız mümkün. San Marco meydanına çok yakın olan bir diğer alternatif ise San Zaccaria durağına gitmek olacaktır. Yürüyerek de benzer sürelerde bu meydanlara ulaşabileceğiniz gibi hızlı hareket ediyorsanız 20-25 dk da ulaşabilirsiniz.

Rialto köprüsü (Ponte di Rialto) çevresinde hediyelik eşyaların satıldığı Venedikte görülmesi gereken diğer bir önemli nokta olarak kabul ediliyor. Zaten Venedik’te hediyelik eşya satılmayan yer yok diyebilirim. Büfelerde bile minik Venedik maskelerinden bulabiliyorsunuz.

Büyük Kanal “Grand Canal” da Venedik’te görülmesi gereken önemli yerlerden. Vaporettolar “Grand Canal” üzerinden dolaştığından Venediği bir de dışardan görmeniz farklı bir keyif veriyor insana diyebilirim.

Rialto_Gondoliers
Venedik’te 2 ya da 3 gününüz varsa 1 gününüzü Burano ve Murano adalarına ayırabilirsiniz. Eski şehir gündüz turist istilasına uğradığından iyi ki bir günümü adalarda geçirmişim diyorum. Özellikle Burano adası, rengarenk evleriyle masal şehirlerini anımsatıyor,gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Tarihi beklentisi olanlar için bu adayı öneremeyeceğim ancak fotoğraf çekmek isteyenler rengarenk evlerin ve kanalların arasında çok hoş pozlar yakalayabilirler. Adada yerli nüfus hala yaşıyor. Yaz aylarında adayı ziyaret edecekseniz, güzelim evlerin önünde çamaşır asan teyzelere rastlayabilirsiniz.

Evlerin rengarenk olması durumu için bir kaç rivayet mevcut. Bunlardan en ilginci balıkçıların gece evlerini rahat bulabilmeleri için kadınların evleri farklı renklere boyatmasıymış. Adanın erkekleri eve sarhoş döndükleri için sanırım başka eve girmesinler diye çareyi rengarenk evlerde bulmuşlar.

burano

Murano adasından “Murano Fero” durağından 12 numaralı vapur ile yaklaşık 15-20 dk da Burano’ya ulaşabilirsiniz. Yani Burano’ya gitmek için Murano’dan aktarma yapmanız gerekiyor. Murano adası için çok fazla yorum yapamıyorum, Burano kadar hoşuma gitti diyemem ancak adada cam üretimi yaygın olduğundan cam takılara/objelere meraklı kişiler tarafından ziyaret edilebilir. Murano’ya Piazzale Roma ve San Marco meydanlarından vaporettolarla ulaşabilirsiniz.

Venedik Maskeleri

Venedik denilince akla gelen maskelere meydanlarda, ara sokaklarda kısaca her yerde rastlamanız mümkün. 7,5 €’dan başlayıp 200 €’ya kadar çıkabilen her biri farklı tasarlanmış orijinal el yapımı maskelerin Venedik’ten kendinize ya da sevdiklerinize alabileceğiniz harika bir hediye olacağını düşünüyorum. Ben el yapımı ham maddesi kağıt olan bir adet büyük maske (70€) ve bir adet seramikten yapılan (7,5€) küçük maske satın aldım. Fiyat bazılarına ekstra uçuk gelebilir ancak benim gibi el işçiliği ürünlerden kendinize hatıralar yaratmayı seviyorsanız, kesinlikle almanızı öneriyorum.

venetian_masks_iv_by_maluviam-d3h0lie

Maske tarihinden kısaca söz etmek istiyorum. Bir kaç farklı rivayet mevcut. Bunlardan ilki ; 1600’lü yıllar içerisinde Venedik’te fahişelik popüler bir hal aldığından, müşteri arayan kadınlar tanınmamak amaçlı birbirine benzeyen, hafif tebessüme sahip bu maskelerden takmaya başlamış. İkincisi ise Venedik dükü’nün kararı ile soylu ve halk arasındaki farkın ortadan kalkması için her sene düzenlenen eğlencelerde bu maskelerden takılıp, eğlencelerdeki sınıflaşmayı azaltmak amaçlanmıştır.

Vivaldi Klisesi

En sevdiğim barok müzik bestecilerinden olan “Kızıl Papaz” lakaplı Antonio Vivaldi, Venedik’te doğmuş ve uzun yıllar bu şehirde yaşayarak en önemli bestelerini oluşturmuş.  Papaz göreviyle kilisede görev yapan Vivaldi, öksüz kız çocuklarına keman çalmayı Venedik’te bulunan şu anki adı ile Vivaldi Kilisesinde (Vivaldi Church) öğretmiş. Beş yüzden fazla konçerto besteleyen bestecinin çalışmalarını yaptığı kiliseyi görmek beni çok heyecanlandırdı. Sabah 10:00’da açılan kilise gündüz müze olarak hizmet verirken, akşam saatlerinde konser için hazırlanmaya başlıyor. Vivaldi’nin kendi kilisesinde kendi bestelerini profesyonel sanatçılardan dinlemek isterseniz akşam 20:00 civarı başlayan, ücreti €28 olan bu konseri kaçırmamanızı öneririm.

iphone-photos-overseas-holiday-2014-1040

Kısa kısa notlar;

  • Gondol olayı: Venedik’in en büyük turistik aktivitesi gondollar. Büyükada’daki fayton turları gibi küçük ve büyük tur olmak üzere iki seçenek bulunuyor. Küçük tur 80 €. “Değer mi?” derseniz, bence hayır. Emin olun şehri karadan gezmek daha keyifli.
  • Turist yoğunluğunun daha çok olduğu yaz aylarında daha farklı olabilir ancak benim gittiğim dönemde dükkanların çoğu 17.30 – 18.00 gibi kapanıyor, o saatten sonra eski şehir içinde restoranlar ve birkaç kafe dışında açık bir yer bulmanız zor.
  • Küçük bir uyarı. Kanalların kenarlarında güzel manzaraları ile birlikte huzur verici bir sürü restoran var. Eğer bir şey yemek istemiyorsanız, sadece bir şeyler içelim diyorsanız bu restoranların çoğu akşam saatlerinde almıyor.

Roma ’ya ya da Floransa ’ya kadar gidecekseniz Venedik’i de pas geçmeyip merakınızı gidermenizi öneririm. Her yanı tarih kokan İtalya’da, lagunların üzerine kurulu bu güzel şehrin havasını solumak ve kanallarında gezmek hafızalarınızda güzel anılar oluşturacaktır diye düşünüyorum.

Venedik’i bir de farklı bir gözden okumak isterseniz Kooplog’un Adım Adım Venedik yazısını da okumanızı öneririz.

Tags : Gezi Rehberiİtalyaitalya turuseyahatVenedikVenedik Şehir RehberiVenedik Seyahat NotlarıVenedik Tur
mija

The author mija

2 yorum

  1. Geri bildirim: Venedik Seyahat Rehberi

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.